logo

reklam

BAKANLIK MEMURU… MUHTARLIK MEMURU…


Sibel İLBAY
sibel.ilbay@adalet.gov.tr

Sene oldu 2016, Ülkede ceza infaz sisteminde birçok şey değişti. Ceza infaz kurumları uluslar arası standartlarda; çok daha çağdaş, çok daha modern bir yapıya kavuştu. Kurumlara eskiye nazaran eğitim ve nitelik anlamında çok daha donanımlı personel alınarak eğitim merkezlerinde eğitilip mesleğe kazandırıldı. Bunun yanında sayamayacağım kadar çok reform getirildi. Lakin hala kurumlarda bakanlık memuru – komisyon memuru ayrımı olayı bir türlü değişmedi! Şaka gibi değil mi?

Öncelikle belirtmek istiyorum camiada çok değerli müdür, idare memuru, öğretmen, psikolog, sosyal çalışmacı, mühendis arkadaşlarım var. Hepsini gerçekten çok seviyor ve değer veriyorum. Onları ve onlar gibi çalışan arkadaşları tenzih ediyorum, söyleyeceklerim bu ayrımı yapıp infaz ve koruma memurlarına tepeden bakan ya da bakmaya çalışan arkadaşlara ve idarecilere gelsin…

Geçenlerde sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta infaz ve koruma memuru gruplarından birinde bir memur arkadaşımız soruyordu; “Sizin kurumlarda bakanlık memurları kuruma alınırken üst araması nasıl yapılıyor?” diye. Sorunun cevabı çok açıkken hala soruluyor olması ister istemez insanı düşündürüyor.

Kurumlarda hala bu ayrımın yapılmasının altındaki psikolojik alt yapıyı düşündüğümde yine mesleğin toplum nezdindeki kötü imajından kaynaklanan sorunların yattığını görebiliyorum. Mesleğin internet sitesi Duyarlıkapı’da geçenlerde, İstanbul Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Lütfi SUNAR’ın yürütücülüğünde gerçekleştirilen, TÜBİTAK’ın desteklediği, 32 ilden 2500 katılımcıyla ‘Türkiye’de Çalışma Yaşamı ve Mesleklerin İtibarı’ konulu araştırma sonucunda mesleğimiz, infaz ve koruma memurluğu maalesef 86. sırada kalmış. Toplumun yaşam kalitesinin artmasına ve ülkemizin sürdürülebilir gelişmesine hizmet eden, bilim ve teknoloji alanlarında yenilikçi, yönlendirici, katılımcı ve paylaşımcı bir kurum olma vizyonunu benimseyen TÜBİTAK bile desteklediği bu araştırmada mesleğin ismini ‘Gardiyan’ olarak yayınlayıp, parantez içine ‘İnfaz ve Koruma Memuru’ yazma gereksinimi bile duymamış maalesef. Bu araştırma üzerinden küçük bir tahlil yapacak olursak aslında her şey ortaya çıkıyor. Düşünsenize aynı çatı altında çalıştığınız kurumda çeşitli meslek gruplarından bakanlık memuru olarak adlandırılan mesleklerden Öğretmen 4. sırada, Psikolog 12. sırada, Sosyolog – Sosyal Çalışmacı 35. sırada, Müdürlük (her ne kadar da özel sektörde müdürlük olarak değerlendirmiş olsalar da) 29. sırada yer alıyor. Araştırmada seçeneklerde Cezaevi Müdürlüğü ya da 2. Müdürlüğü veya İdare Memurluğu da ele alınsaydı eminim sıralamada 86. sıranın altında bir yerlerde yer almazlardı… Hal böyle olunca toplum nezdinde itibarsız bir meslek grubuyla, yani biz infaz korumalarla aynı kurumda görev yapan, sıralamada üstlerde yerini alan itibarlı meslek grubu (bakanlık memurları), aradaki değer farkını (!) bizlere hissettirmek adına bir şeyler yapma ihtiyacı duyuyor. Bu durum  “Sizinle aynı çatı altında çalışıyoruz ama sanmayın biz sizin gibi itibarsızız!” mantığıyla biz infaz ve koruma memurlarına kurum içerisinde bazı uygulamalar ve davranışlar olarak yansıyor.

Birkaç örnek verecek olursak; aynı duyarlı kapıdan geçerek kuruma girerken bizlerin detaylı aranıp, bakanlık memurlarının daha esnek aranma isteği, aynı yemekhanede sıraya girmeden, farklı ve çok daha özenli bir masada daha kaliteli mutfak gereçleriyle yemek yemeleri, infaz ve koruma memurlarından farklı bir servis aracıyla işe gidip gelmeleri ya da aynı araçta ön koltuklara oturma çabaları (bu arada bizim kurumda bizleri kuruma getiren servis aracı kurumun 300 m ilerisinde ana nizamiyede infaz ve koruma memurlarını indiriyor, araç güvenlik nedeniyle içeri alınmıyor; ancak bakanlık memurlarını getiren araç kapının önüne kadar servis yapıyor). Bu anlattıklarım belki basit şeyler gibi duruyor ama her işe geldiğimde aynı şeyleri yaşamaya ben bir türlü alışamadım. Bunlardan neden mi bahsediyorum? Son zamanlarda o kadar çok mesleki imajla ilgili yazılar yazılıp çiziliyor ve çalışmalar hatta çalıştaylar yapılıyor ki! Bunlar çok güzel şeyler ama bence biz imajımızı düzeltmeye öncelikle kurumlarda birbirimizle olan ilişkilerimize bir çeki düzen vererek başlamalıyız.

Aynı kurumda çalışırken bu ayrıcalık bekleme isteği neden? Bakanlık zaten ayrıcalığı herkesin maaşlarıyla ve kendi alanlarına özel görev tanımlarıyla yapmamış mı? Örneğin idarecileri yetkilerle donatmış, “Siz müdürsünüz burası sizin odanız” demiş ve sizi oraya atamış ya da “Siz uzmansınız sizin işiniz şunlar…” demiş, görev tanımını yapmış. Hiçbirinin görev tanımında  “infaz ve korumayı aşağıla,  ona tepeden bak, ezmeye çalış onu!” dememiş.  Neden durum böyleyken kendinize bunu bir görev olarak görüp, sistematik bir biçimde infaz korumalara uyguluyorsunuz?  Sizlere sağlanan bu ayrıcalıklar yeterli gelmiyor mu? Zaten toplum nezdinde 86. sıradayız yapmayın Allah aşkına! Kurumlardaki sıkıntılarımızı en iyi bilen gören sizler, bari siz yapmayın! Kapıdan aranmadan geçince mi bizden üstün oluyorsunuz, ya da daha özel bir masada yemek yemek mi sizi farklı kılıp değer katıyor? Bunlara tevessül eden bazı idareciler için söylüyorum, otorite sağlamak farklı masada yemek yiyerek mi oluyor yoksa infaz ve koruma memurlarını aşağılayarak mı?  Cumhurbaşkanı bile gidip şantiyedeki işçilerle oturup hal hatır sorup aynı sofrada yiyip içerken sizler neden bizim masalarımıza oturmaya tenezzül etmezsiniz?  Bizler hala aynı kurum içinde çatışma yaşarken, peki bu sorunlardan haberdar olan Ankara’nın bu duruma göz yumması ne derece kabul edilebilir? Yine aynı Ankara, otellerde ağırladığı bakanlık personeli iş arkadaşlarımıza, idarecilerimize bu eğitim ya da seminerleri esnasında neden “Kurumlarda herkesin attığı adımı biliyoruz,  yapmayın arkadaşlar!” demiyor?

Uzun lafın kısası çok yalnızız Sayın Genel Müdürüm! Yoksa kurumlarda yaşadıklarımızı bilenler size bunları aktarmıyor mu? Bizi en iyi siz anlarsınız! Tüm samimiyetimle söylüyorum; bizlerin imajını kurtarmak adına yürüttüğünüz çalışmalara ve size, bir memurunuz olarak yürekten inanıyorum. Toplumdaki imajımızın düzeltilmesi çok zor ve uzun vadeli bir çalışma, bunun da bilincindeyim. Zaten toplumda itibar görmüyoruz, yapılan araştırma ortada, bari kurumlarda aşağılanmamıza ve ezilmemize izin vermeyin!

Onlara deyin ki; “Sizler bakanlığa bağlısınız da komisyonlar mahalle muhtarlığına mı bağlı?”.

Sibel İLBAY

Share
#

SENDE YORUM YAZ

#

BAKANLIK MEMURU… MUHTARLIK MEMURU…” için 29 Yorum

  1. süleyman keskin : diyor ki:

    Malesef cok önemli konuyu dile getirdiniz agzınıza saglık binbir sorunlar varken buda ayrı bir dert .emniyet hizmetlri sınıfına gecmek lazım cogumuz universite mezunu.sankı ikm hamal yok mudurun yok savcının evi taşıncakmış amelemi ikm herkes havalı onlarda insan guya 657 ye tabiyiz.hala eski zihniyet sıtatu nun yukselmesi lazım.o ımaji yıkarsak krallık yıkılacak sanki.saygılar.

  2. Ahmet Dos : diyor ki:

    Güzel kardeşim ağzına sağlık yazdıkların tamamen doğru ve tüm kalbimle size katılıyorum inşallah bu
    Yazınız sez getirirde komisyon memurları da muhtarlık
    Memurlugundan kurtulur inşallah sizi bu cesaretinizden
    Dolayı kutluyorum Allah yar ve yardımcı n olsun

  3. Ozcan : diyor ki:

    Yazılanları çok doğru ve haklı buluyorum. Ne yazık ki kurumlarınız bu halde. İnşallah zamanla düzelecek.

  4. Ferhat : diyor ki:

    Toplum nezdinde bir mesleğin itibarı aldığı maaş ve sosyal hakları kadar itibar görür.

  5. bunların hepsinin nedeni öncelikle bizim kendimizden kaynaklanıyor ben bu meslekte 27 yılımı doldurdum . aslında cezaevlerini yönetenler bizleriz ama bunu kullanmıyoruz. sanki bana işi amir vermiş gibi davranıp onlara yalakalık yapıyoruzben bunca yıl bundan başka bir şeye rastlamadım önce bizim kendimizie dikkat edip mesleğimizin önemini kavramamız gerekiyor şundan örnek vereyim . ben üye değilim cipder diye bir sözde bir derneğimiz var bizim verdiğimiz aidatlarla yaşıyor ama ne başkanı ne yöneticisi bizden değil NEDEN. o yüzden bizim itibarımız için önce kendimize dikkat edipona göre davranırsak hiç kimseye eğilip bükülmeden görevimizi yaparsak belki mesleğimizin itibarını biraz yükseltebiliriz bize maaşı amirler vermiyor

    • 27 yıl olmuş +2 yıl askerlik 29 dahada çalışırsınız Benim mantığımın basmadığı bu?…. Yıpranmayı vermemelerinin bir sebebide bu. Nasıl çalışıyor tahammül ediyorsunuz anlamıyorum. Benim 15 sene oldu 30 senelik ömrüm gitti. 15 senedir dua ediyorum ALLAH’ım hayırlısından başka bir rızık kapısı aç kurtar beni diye ama bir açık kapı bulup giremedim. Bu da bizim imtihanımız olsa gerek….

  6. İsmail davras : diyor ki:

    Ağzınıza yüreginize saglik ne guzelde dile getirmissiniz. Imaj konusuna deginmissiniz ne guzel bundan 2 sene once istanbul egitim merkezinde parmakliklar ardinda dizisiniz senaristi ile tanistik egitici arkadaslar ile bizleri gercek hayatta gorunce senarist sasirdi cidden siz boyle bir kisilermisiniz diye. Bizde ceza evlerini bizim calismalarimizi anlattik ve cok sasirdi sorduk bizi niye yanlis gosteriyorsunuz dedik dogru olani gostersek kimse izlemez dedi.Toplum gozunde daima yanlis bir izlenime sahip bir meslegiz .Rtük un bir dizi yayinlanmadan inceleme yapiyor nasil oluyorda bunlara izin veriliyor anlamis degilim .Bir polisi dizide sakalli uzun sacli gosterdiniz diye uyari alan lar bir infaz koruma yanlis gosterdinde niye uyari almiyor acaba kisacasi daima 2.sinif muamelesi goruyoruz.

  7. Ahmet Demiral : diyor ki:

    Yüreğinize sağlık değerli meslektaşım…Duygularımıza tercüman oldunuz..

  8. BAKANLIK PERSONELİ VE KOMİSYON PERSONELİ ALTA N DAHA ÇOK ADALET BAKANLIĞINA KOMİSYON MEMURU OLARAK HAKLO BİR ŞİKAYET YAPSAK HEMEN MÜDÜR VE YARDIMCILARI KORUMAYA ALINI
    RLAR. ŞİKAYET EDEN MEMUR ETTİĞİNE PİŞMAN EDİLİR VE ARKASINDAN MÜDÜRLER TARAFINDAN HAVADAN SUDAN BAHANELERLE TUTANAKLAR TUTULUR. VE SÜRGÜNE GÖNDERİLİR. NE MAHKEME KARARLARI BEKLENİR. NE DE HAK VE ADALET. YETERKİ BAKANLIK PERSONELİ ÜZÜLMESİN BULUNMAZ HİNT KUMASIDIR ONLAR.

  9. BAKANLIK MEMURU OLAN MÜDÜRLER VE YARDIMCILARI İDARE MEMURLARI VE DİĞER PERSONELİ
    ADALET BAKANLIĞININ BULUNMAZ HİNT KUMAŞLARI DIR. AMAN ONLARA BİR ZARAR GELMESİN. BU ŞAHISLAR HATA YAPSALARDA SEHVENDİR. YANİ BİLİNÇLİ YAPMAMIŞLARDIR. KOMİSYON MEMURLARI ONLARI KANDIRMIŞTIR.
    HATALI KARAR VERDİKLERİNDE VEYA HAKSIZLIK YAPTIKLARINDA BAKANLİGA ŞİKAYET MEKTUPU VE YA DİLEKÇE GÖNDERİRSEN VE ADINI DA YAZARSAN TC. CEZAEVİNDEN YER BEĞEN NE RE YE SÜRÜLÜRSÜN GÖR OZAMAN SEN DAVA AÇ HAKLI OL. NE SAVCI DİNLER NE HAKİM. SEN GİT BİZ SENİN NAMIMA DAVANA BAKARIZ DERLER.

  10. Ahmet ÖZALP : diyor ki:

    öncelikle konu seçiminden dolayı kutlarım.ağzına ve yüreğine sağlık.Yıllardır kanayan iç sorunlarımızdan birisi için güzel satırlarını sıralamışsın . diğerlerinide bekler, kalemine ve çalışmalarında başarılar dilerim.bu yazı içinde tebrik ederim.

  11. Umut İNCE : diyor ki:

    Diline ve yüreğine sağlık ayrıca yüksek cesaretinizden dolayı sizi kutluyorum. Kimsenin dile getiremediği konuları dile getirdiğiniz için takdir ediyorum sizi. Acı gerçekleri çok güzel bir şekilde anlatmışsınız.

  12. Alinganliga gerek yok bence mudur veya bakanlik memurlarininda kendi kadrolariyla ilgili problemleri var biz bir aileyiz ve hepimiz cezaevinde calismakla gardiyaniz zaten bu meslek ilerleme kaydetmiyor prim yapmiyor haklisiniz ama mudur veye bakanlik memuru cok farkli degil

  13. dobra yürek meslektaşım, önemli bir konuya el atmış yine, bir ayrımcılık daha var, işyurtlarında çalışan personele kar payı veriliyor, işyurtlarına malzeme geldiğinde bir kulağından tutup kontrol edip kuruma alan diğer mesai arkadaşımıza kar payı verilmiyor, hastaneler bu işi çok güzel tanzim ediyor….

  14. bakanlık memuru : diyor ki:

    1990 yılnda infaz koruma memuru olark işe başlayan bir personelim. o zamanda bu sorun vardı aradan 26 sene geçit hala da var. o zamanda torpil ve atamalarda haksızlık vardı hala var. değişen ne oldu o zaman duyarlı kapıdan sinyal versede geçiyordu bakanlık memurları aramada yoktu onlara sonra birgün cte genel müdürü kurumu ziyarete geld o zaman başmemurdum duyarlı kapı ikaz verince uyardım. geri döndü telefonunu rica ettim verdi.bir daha geçti gene sinyal verdi .geçebilirsiniz dedim. neden simdi diye sordu dedim ayakkabınıza çaldı çıkarmak istemedim. ki o zamana kadar öterek geçen başsavcı bir daha sinyal vermeden geçmeye başladı. o gün bugündür geçen herkez genelde kapı sinyal vermeden geçer.. o zaman sivil memurların yemek hakkıda yoktu. o zaman bakanlık memurlara ayrı masada yemek yemiyordu. taki 4 kişi gidip Adalet Bakanı Oltun Sungurlu ile sorunlarmızı anlatana kadar. Bir yazı ile tüm sivil memurlara yemek hakkı çıktı. o gün bugündür bakanlık memurları protokol masasında oturmaya başladı. bu arada ben bakanlık personeli oldum. o masaya sadece yemekhanede yer olmadığı zaman oturuyorum. duyarlı kapıdan sinyal vermeden geçip üzerimi kendi isteğim ile arattırıyorum..

  15. alican : diyor ki:

    öncelikle yazılarınızdan dolayı sizi tebrik ederim güzel yazmışsınız.Ancak anlatmadan gecemeyeceğim öncelikle biz ikm ler kendimize değer vermiyoruzki çoğunluğumuz mesleğimizin görevimizin bilincinde değiliz mesleğimize ve kendimize saygı duymadığımız sürece başkaları bize saygıduymaz.Mesela kılık kıyafet işegiderken traş olmasın elbiselerinde yaka paça bir tarafta e sana ne arkadaşın nede başka birisi saygı duymaz önce kendimizden başlayarak etrafımıza yayılmamız gerektiği görüşündeyim.İKM sağlıkcının işini ,psokoloğunişini,öğretmenin işini,katibin işini yaparsa kurum amirinin herdediğini yaranmak için yapmaya çalışırsa asli görevini bilmese ortaya çıkacak durum belli.nasıl bir öğretmen işimi bana öğretmeyin ben işimi bilirim diyebiliyorsa İKM de bunu diyebilmeliki.itibarı olsun

  16. Sadık Çevlik : diyor ki:

    Çok güzel tesbit. Teşekkürler Sibel hanım. Çalıştayda bu sorunları dile getirdim ilk grup toplantısında sorun bildirirsen birdahaki çalıştaya bile çağırmıyorlar.

  17. mete : diyor ki:

    bu yazı; duyarlı kapı com arşivinde en değerli yere sahip bir yazı olacak maalesef.
    ….
    Hasbelkader olmayıp, hakkı ve liyakati ile o makama gelse değişmez insan.Zaten o makamın bir gün geleceğini bildiğinden, hazırlıklıdır o koltuğa. Dolayısıyla da… Görevi alır almaz, yaşamında hiçbir değişim olmaz. Eskiden ne ise, sonradan da o olur.
    Makamın kendisini değiştirmesine asla izin vermez, bunun yerine makamı kendi değer yargıları ve davranışlarına uygun hale getirir.
    Halbuki… Hiç hak etmediği halde bir koltuğun sahibi yapılıverenler, makamın oyuncağı olurlar.
    Koltuğa oturur oturmaz telefonu açıp bir istekte bulunan bu canavar, baktı ki her söylediği kayıtsız şartsız yerine geliyor, kimse tutamaz onu artık. Kendini patron da görür, yargılayan da…
    Oturduğu koltuğa güç vermesi gerekirken…
    Bu insanlar çoğunlukla oturduğu koltuğun gücünü kullanma becerisi gösterir kısa sürede.Ne yazık ki, çoğu kurumun başında, çoğu koltuğun üzerinde bu canavarlardan bol miktarda var.(alıntıdır)

  18. mete : diyor ki:

    Toplum; kişilerin aldığı paraya bakar, verdiği hizmete değil.Paran ne kadar değerin o
    Amir verdiğin hizmete bakar, maaşın umrunda değil.sorunlarında…
    ‘O’ sorun çıkmasın ister.

  19. Uzay : diyor ki:

    Bakanlık memuru veya komisyon memuru olmanın itibar ile bir ilgisi yoktur, ayrıca bakanlık memurları da dahil girişte herkes duyarlı kapı sinyal vermeden geçiyor ve üst araması yapılıyor. İnfaz ve koruma memurlarını aşağılama sistemli olamaz, ancak münferit olabilir, bu da zaten suçtur, aşağılanmaya maruz kaldığı düşünülen personel şikayetçi olursa gereği yapılıyor bunu herkes biliyor. Türkiye’de Çalışma Yaşamı ve Mesleklerin İtibarı çalışmasına göre 86. olunmuşsa bunun suçlusu idareciler değil, (yazılı görsel basın yoluyla yanlış tanıtım vs. bir çok sebebi var burada saymıyorum). Aynı masada yemek yeme konusuna gelince; bu da itibar ile ilgili değil, hiyerarşik düzenle ilgili ve gereklidir. Bana kamu kurumlarından veya özel sektörden bir tane örnek ver, kendi yöneticisiyle aynı masada yemek yemiş olsun, örneğin vali, örneğin fabrikanın müdürü örneğin, okulun müdürü, örneğin bizim eğitim merkezi, hiç bir yerde örnek gösteremezsiniz. Bazı üst düzey Devlet adamlarının yaptıkları da örnek teşkil etmez çünkü o durum birkaç defa olur sonrası aynıdır.
    İnfaz ve koruma memuruna gardiyan denmesine kızıyorsunuz ama siz yazınızda “infaz koruma” deyip duruyorsunuz neden tam adını (İnfaz ve Koruma Memuru) yazmıyorsunuz. Ayrıca ben gardiyan denmesinin yanlış olmadığını bu toplumun belki bin yıldır gardiyan dediğini biliyor; şiirde sanatta, edebiyatta, vs. eserlerde gardiyan denmişken değiştirilmesini doğru bulmuyorum.
    Sonuç olarak yazınızdaki fikirlere katılmıyorum.

    • sibel ilbay : diyor ki:

      Öncelikle yorumunuz için teşekkürler. Madem bu kadar cesurca düşüncelerinizi dile getireceksisniz isim soyisim vererek yazsaydınız, yazmamışsınız saygı duyuyorum yinede.
      Sizin kurumda (eğitim merkezimi demeliydim?)kapıdan herkes aynı şekilde geçiyorsa helal olsun! olması gereken odur.Ancak bir çok kurumda bunun aksinin olduğu bilinmekte. Kapıda olması gereken şekilde davranan, taviz vermeyen memurların da yerlerinin değiştirildiğine çok şahit oldum.
      Biz tek tek yada topluca, her şekilde çalıştığımız kurumlarda özellikle idareciler tarafından aşağılanmalara mağruz kalıyoruz. Düşünsenize yıllar önce çalıştığım bir kurumda toplantı yapılıyor, en az 50-60 İnfaz Koruma var toplantıda, ‘alayınız ayağını denk alsın, buranın ağasıda bizik paşasıda bizik!’(aynen yazdığım gibi)diye masaya vura vura göz dağı veriliyor.Şikayetci olursak gereği yapılıyor öylemi? Lütfen bu sözünüzün gerçeklik payını bir kere daha düşünün olurmu.
      Ben 86. olmamızın sebebini idareciler olarak görmüyorum asla! Yazımdan bu sonuç çıkmaz.Aynı masada oturup yemek yemek değil konu, onların bizimkilerden çok daha şık mutfak gereçlerinin kullanıldığı biz masada yemeleri.Tabiki herkes arkadaşıyla oturup kalkmak ister. DEVLETİN İMKANLARINI KENDİ LÜKSÜNÜZ İÇİN KULLANAMAZSINIZ!!!!! Eğer kullanırsanız bu durum birilerini rahatsız eder. Bize plastik bardak onlara porselen tabak öylemi!!! kusura bakmayın ben evimde plastik bardak,tabak kullanmıyorum.Devlet büyüklerimiz bile 1 gün de olsa hiyerarşiyi otoriteyi bir kenara bırakabiliyorken bizim idareciler bırakamıyor! Yoksa sürekli beraber oturup kalkmaz gibi bir isteğim söz konusu değil.
      Bilmem hiç dikkat ettinizmi biz İnfaz ve Koruma Memurlarının montlarında sağ kol üzerindeki armada Türk Bayrağının altında büyük harflerle ‘İnfaz Koruma’ yazar. Cümle içindede İnfaz Koruma olarak kullanılması yanlış değildir, asla sizin kastettiğiniz gibi mesleğimi hafife aldığımdan ya da uzun uzadıya yazamadığımdan değil.
      Mesleğe gardiyan denilmesinden yanasınız, herşeyi bir yana bırakalım mesleğin resmi adı gardiyan değilken neden olması gerekeni yani İNFAZ ve KORUMA MEMURU denilmesini savunuyor olmamız sizi rahatsız ediyor? Bahsettiğiniz bütün sanat eserlerinde adı geçen gardiyan kelimesi hiçbir zaman olumlu bir şekilde değil, hep işkenceci ya da ayrılığın nedeni olan kapları kilitleyen kişi olarak anılır. O yüzden o şekilde anılmayalım daha iyi!
      Sanırım eleştirdiğiniz bütün konularda aşağı yukarı edüşüncelerimi açıkladım.
      Şu ana kadar Facebook taki yorumlarla beraber belki 100 tane yorum yazıldıysa bu yazıya, yorumların neredeyse tamamı benim gibi düşünüyor, yani kurumlarda bakanlık memuru komisyon memuru ayrımı malesef yapılıyor. Keşke herşey düzelmiş olsa da bizde yazılarımızda sanattan ne biliym modern infaz rejiminin ne kadar doğru işlediğinden falan bahsetsek!
      Evet bizim içimizdede var yanlış modeller katılıyorum.Zaten Duarlıkapı’da ilk yazı yazmaya ‘Sitem’ yazısını yazarak başladım. Çünkü önce biz düzelmeliyiz, birşeyleri eleştirirken önce kendimizden başlamalıyız.
      Saygılarımla…

    • mechulçokbekler : diyor ki:

      UZAY evet evet dediğin gibi olsun, biz ekmek bulamıyoruz ama PASTA yeriz. Düştüm Mapus Damlarına Öğüt Veren Çok Olur….

      ANLATAMIYORUM

      Ağlasam sesimi duyar mısınız,
      Mısralarımda;
      Dokunabilir misiniz,
      Gözyaşlarıma, ellerinizle?

      (Mapus Damlarına Düşmeden Önce)

      Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
      Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
      Bu derde düşmeden önce.
      Bir yer var, biliyorum;
      Her şeyi söylemek mümkün;
      Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
      Anlatamıyorum.

      Orhan VELİ

  20. Zeki Tetik : diyor ki:

    Arkadaşım ağzınıza sağlık bizlerin çektiği zorlukları aynı kurum içinde görev yapmamıza rağmen uğradığımız haksızlıkları ve ayrımcılığı çok iyi belirtmişsiniz sağ olun teşekkür ederim.
    2014 yılının yıl sonunda bütçe görüşmeleri ve cezai faz kurumlarının jandarmadan alınıp infaz koruma memurlarına teslim edileceği goruşmesınde bizlerin yıpranma konusu ve maaşlarının iyileştirilmesi görüşmesinde 20 maddede kaldı hala bir haber yok ama diğer bakanlıklar olmak üzere sağlık Bakanlığı ilk adımı attı biliyorsunuz, ama bizlerin sahipsiz oluşumuz buradan belli degilmi arkadaşlar.

    • Alpaslan : diyor ki:

      16 yıldır bu teşkilatta, sizin tabiriniz ile “bakanlık memuru” olarak görev yapıyorum. İlk yılımdan itibaren gördüğüm şudur ki: bazı infaz ve koruma memuru arkadaşlarımızın zihninden atamadıkları bu ayırım büyük oranda onların eseri. İstisnai davranışlar her insan grubunda görülebilmektedir. Kuraldır, istisnalar kaideyi bozmaz. Yanlış davranışa yerinde müdahale edilip insanlar doğrusunu yapmaya yönlendirilmediği sürece yanlış katlanarak devam eder. Birilerini suçlamak ise en kolay çözüm üretme mantığıdır. Size, aramanın nasıl yapıldığını/yapılacağını soran arkadaşımız mevzuata baksa, yaptığı işi bilerek yapsa ve yaptığı görevin arkasında dik dursa, uygulamanın ne şeklide olması gerektiğini görecek ve belgesi ile muhatabına gösterecektir. Ama yapması gereken davranışı yerinde yapmayıp çözümü suçlamada ve olayı genellemede aradığı için maalesef yanlışın artarak sürmesine büyük bir katkı sağlamıştır. Yazınız güzel, tebrik ederim. Kurumlarımız çalışanları arasında, çalışma hayatı ve görevin gereği, hiyerarşik sıralama haricinde kesinlikle bir sınıflandırma olmamaması lazım. Tüm buna rağmen bir olay yaşamış isek çözümü şikayet ve dedikoduda değil de mevzuat uygulamalarında aramamız ve yaptığımız görevi mevzuatın bizden beklediği şekilde yapmamız gerekir diye düşünüyorum.

  21. ferhat38 : diyor ki:

    yaklaşımınız çok güzel cesaretinizde ben hep şunu diyorum,biz sahipsisiz.Cezaevleri başlı başını bir genel müdürlük olmalı bir İKM de dahil buralarda söz sahibi olabilmeli bir daire başkanlığına atanabilmeli hakim ve savcılarımızın yeri daima kürsüler olmalı bu kurumlar adliye saraylarının arka bahçesi olmaktan çıkarılmadığı müddetçe kakar mercilerde oturanlar bizlerden olmadığı müddetçe bu konuları biz daha yüz yıl konuşuruz ve bir adım yol alamayız.Tabiki bakanlık ve Komisyon ayrımı olmamalı bir memur alınırken benim kurumuma benim sö hakkım yok ne acı mahkum tahliye olacak onla yıllarca kalan çilesini çeken ben ama bu mahkumun tahliye olup olamayacana karar veremiyorum onu en iyi ben bilirim…sezarın hakkı verilsin sezara infaz süreci ayrı bir birim olsun… bak neler olacak…ama nerde…bakın en güvenlikli (yüksek Güvenlikli) diye yaptıkları kurumlardan firarlara….Kim ne derse desin vallahi bu kadar horlanma ile bu kadar baskı ile bu kurumlarlarda görev yapanlar yine iyi dayanıyor hepsini ayrı ayrı tebrik etmek lazım..

  22. Snnakts : diyor ki:

    Gerçekten çok gerçek bir yazı teşekkür ederim…demek ki her yerde böyleymiş yorumlara bakıyorum yine biz infa korumalar okumuş yazıyı inşallah diğerleri de okur da bir derdimizi daha anlarlar diyeceğim ama işlerine gelmeyeni ANLAMAZLAR…bu düzen değişecek te biZ görürmüyüz Bilmem yine de böyle cesur kalemlerin olması çöl güzel

  23. abdullah : diyor ki:

    Ağzınıza sağlık çok önemli bir konuya değinmişsiniz tebrikler.Ama tabiki anlayana

  24. CTE : diyor ki:

    güzel bir yazı olmuş ama keske tek sıkıntı bu olsa burda kı ayrım her ceza evınde var vardıya ve gunduz personelı ayrımı var vardıya haftalık calısma saatınden fazla calısmasına ragmen malesef hıc bır iş yapmayan personel olaral gorulur ben vardıyalı olarak calısmaktayım sabah 07:30 cıktıgım evden aksam 21:30 da gelmekteyım 14 saatlik bır zaman yanı bır gunduz calısan personelın ıkı gunde calıstıgı zamanı ben bır gunde calısmaktayım vardıyalı calısanlar bılır burdan 10 gunluk verılen vardıya ıznının 20 gune cıkarılması ıcın tekrar yargıya başvuracak arkadaslar yazınız lutfen

  25. NİHAT GÖNÜL : diyor ki:

    Arkadaşlar yaklaşık 27 yıldr bu meslegin içerisindeyim.en sahipsiz meslek gurup larından biriyiz.kusura bakmayın hep suçu başkalarında arama kolaycılıgına kaçıyoruz.biz önce kendi,kendimizi kabul etmeliyiz,birbirimizi sevmeliyiz daha sonrada başkalarından itibar görme hakkını elde edelim.şöyleki daha biz eski memur,yenimemur diyerek kendi içimizde birlik olamıyoruz.yok gardiyan yok infaz koruma memuru polemiği almış başını gidiyor ondan sonra hiç kimse bize sahip çıkmıyor diye sızlanıyoruz.biz bilgimizle.yeteneğimizle birbirimize sayğı ve sevgi içerisinde bu mesleğe birşeyler katarsak inanın her şey yoluna girer.kısacası birlikten kuvvet doğar.HOŞCAKALIN…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OKURYAZAR OLMAK İSTİYORUM

    02 Mart 2017 Köşe Yazıları

    Okumazsak, fakirler(!) canımıza okuyacak. - Göreviniz/mesleğiniz nedir? - Öğretmenim... - Hangi okuldasınız hocam? - Okulda değil, ceza infaz kurumunda öğretmenim. - Nasıl yani? Mahkumlara okuma-yazma mı öğretiyorsunuz? Bütün tanışmalar bu diyologlar ile başlayıp bu minvalde devam ediyor. Bu diyologların arkasından şu monolog geliyor: - Okuma ve yazma öğretmek değil, okumayı ve yazmayı öğrenmek; "okuryazar" olmak istiyorum. Ama benim "okuryazar"lıktan kastım adını soyadını yazabilmek değil tabi ki... Yazmak, bir merak işidir. Kalemini...
  • HAK VE ADALET PEŞİNDE

    26 Şubat 2017 Ceza İnfaz Personeli, Cezaevi Haberleri, Diğer Haberler, İnfaz ve Koruma Memurları, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Manşet

    Daha önce birçok yazımızda, özellikle vardiyalı çalışılan meslek gruplarında karşılaşılan sağlık sorunlarını dile getirmiştik. Uzun süre gece vardiyasında çalışan kişilerde stresten kaynaklı kalp ve damar rahatsızlıkları, romatizma, siyatik, uyku bozuklukları gibi çok sayıda hastalığın görüldüğü çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 2004 yılında başlatılan ve 2010 yılında tamamlanan bir akademik araştırmada, polisin gece saat 22.00 ile 03.00 arasında uyumadığı için; bu saatle salgılandığı belirtilen, s...
  • İLK ÇAĞLARDA CEZAEVİ -3

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslamiyet Öncesinde Cezaevleri. Kur'an ayetlerinden de anlaşıldığı kadarı ile eski medeniyetlerde hapishanelerin, yerleşik sisteme geçmiş, belirli ölçüde gelişmiş bir hukuk sistemine sahip bölgelerde var olduğunu söylememiz mümkündür. Ancak bu hapishanelerin, suçluyu cezalandırma ve topluma kazandırma işlevinin dışında cezası kesinleşip, infaz gerçekleştirilene kadar, suçlunun bekletildiği mekânlar olduğu anlaşılmaktadır. Eski ve Yeni Ahitte geçen hapishane anlatımı ile Kuran’daki anlatım birbiri ile örtüşmektedir. Hz. Yusuf ve Musa'nın haps...
  • İSLAM İNSAN VE BİLİM

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslam ve İnsan   Birkaç asırdır Müslümanların bilimde biraz geri kalmışlığı beraberinde İslam ve bilim tartışmalarını ortaya atılmasına neden olmuş, bazı art niyetli kişiler tarafından Müslümanlar gerici, yobaz olarak lanse edilerek bunun sebebinin İslam olduğu söyleme cüreti  göstermiştir.  Oysa hakikat hiçte öyle değildir. Müslümanların insanlığa yaptıkları hizmetleri anlatan  ciltlerce kitap vardır. Ancak bu yapılanlar dönem dönem büyük sansürlere uğramış yada batılılar  tarafından çalınarak kendi isimleriyle kendileri tarafından üretilmiş...