logo

reklam

BİR ANNE İLE BİR BEBEK


Serkan KURPLİKAYA
serkankurplikaya@gmail.com

Bir Anne, bir bebek…iki şehit, iki melek… tek bir kişi düşüldü belki nüfus kayıtlarından ama iki defa yandı yüreğimiz, annesi ile birlikte bir de şehit bir bebek…

“Hadi gidelim Anne… Sen ki karnında taşıdığın belki de henüz belirginleşmemiş bedenim ile şehit düşüğünde Mardin’in kurak topraklarına, hissedebildim Anne, iki elinle beni korumaya çalıştığını… Ben daha o kadar büyümemiştim ki karnında Anne… Gözyaşının damladığını farkettim düştüğünde yere… Çok mu canın acıdı Anne…”

Diye konuşur mu anne karnında daha vücut uzuvları dahi belirginleşmemiş bir bebek diye düşündükçe içinden çıkamadığım dilimin yetmediği cümleler, sitemler, beddualar… Tüyü bitmemiş yetimin hakkı varken millet olarak üzerimizde, peki huzuru mahşerde devlet için millet için bayrak için şehit düşen annesinin karnında daha tüyü bitmemiş bir bebeğin hakkını nasıl ödeyeceğiz…

Hakkını verebilir miyiz bilmiyorum;

Şerife Özden Kalmış ve bebeğinin, Nefize Özsoy, Kadir Cihan Karagözlü, Emrah Pekdoğan, Duha Beker ile Yaşar Özlem… Ve sayamadığımız daha nicelerinin… Annelerin, babaların, akşam yol gözleyen eşlerin ve çocukların…

Süslü  cümleler kurmayı bilmeyiz biz, eylem anlatmak ise yüreğimizdeki yangını; tutup da bebeğinin elinden hakka doğru yürüdüyse bir anne ve bir çok ana orucunu gözyaşıyla açtıysa bu günlerde, damladıysa bir babanın yüreğinden gelen gözyaşları bayrakla sarılı tabutlara, düğümlendiyse her şey bir milletin boğazında her evde her iftar sofrasında, tabaklar dolusu yemeklerinde tadı yok, kalabalık iftar sofralarında…

Ey çocuk, bir değilsin, tek değilsin bu bayrak için şehadet şerbetinden içen aslında ne çocuk ne bebek değilsin…Adam demeliyiz sana, koca yürekli bir adam veya Nenehatun belki de…

Hakkınızı ödeyemeyeceğimiz çocuk; unuturuz seni de diğerleri gibi dalarız yine dünyalık yaşantımıza, iftara giderken marketin önünde durup kıtlıktan çıkmışçasına alışveriş yapıp, birkaç da çikolata gofret ile tutarız evin yolunu, açıldığında kapı sarılıp da evdeki çocuklara, unuturuz sana adını dahi koyamayan, göremeyen, düne kadar seni kucağına alacağı günü beklerken bu gün yuvası dağılan babanı…

Hakkını helal et bize çocuk… Hakkını helal et…

Artık dil ile ifadesi yok acıların. Rabbim, sana inanmış insanları gözü yaşlı bırakma, bu millete bu acıları yaşatanların yanına bırakma…

Millet olarak zor zamanlar geçirdiğimiz şu günlerde dua için açtığınız avuçlarınızda, dilinizde şehitlerimizin de olması dileği ile…

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OKURYAZAR OLMAK İSTİYORUM

    02 Mart 2017 Köşe Yazıları

    Okumazsak, fakirler(!) canımıza okuyacak. - Göreviniz/mesleğiniz nedir? - Öğretmenim... - Hangi okuldasınız hocam? - Okulda değil, ceza infaz kurumunda öğretmenim. - Nasıl yani? Mahkumlara okuma-yazma mı öğretiyorsunuz? Bütün tanışmalar bu diyologlar ile başlayıp bu minvalde devam ediyor. Bu diyologların arkasından şu monolog geliyor: - Okuma ve yazma öğretmek değil, okumayı ve yazmayı öğrenmek; "okuryazar" olmak istiyorum. Ama benim "okuryazar"lıktan kastım adını soyadını yazabilmek değil tabi ki... Yazmak, bir merak işidir. Kalemini...
  • HAK VE ADALET PEŞİNDE

    26 Şubat 2017 Ceza İnfaz Personeli, Cezaevi Haberleri, Diğer Haberler, İnfaz ve Koruma Memurları, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Manşet

    Daha önce birçok yazımızda, özellikle vardiyalı çalışılan meslek gruplarında karşılaşılan sağlık sorunlarını dile getirmiştik. Uzun süre gece vardiyasında çalışan kişilerde stresten kaynaklı kalp ve damar rahatsızlıkları, romatizma, siyatik, uyku bozuklukları gibi çok sayıda hastalığın görüldüğü çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 2004 yılında başlatılan ve 2010 yılında tamamlanan bir akademik araştırmada, polisin gece saat 22.00 ile 03.00 arasında uyumadığı için; bu saatle salgılandığı belirtilen, s...
  • İLK ÇAĞLARDA CEZAEVİ -3

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslamiyet Öncesinde Cezaevleri. Kur'an ayetlerinden de anlaşıldığı kadarı ile eski medeniyetlerde hapishanelerin, yerleşik sisteme geçmiş, belirli ölçüde gelişmiş bir hukuk sistemine sahip bölgelerde var olduğunu söylememiz mümkündür. Ancak bu hapishanelerin, suçluyu cezalandırma ve topluma kazandırma işlevinin dışında cezası kesinleşip, infaz gerçekleştirilene kadar, suçlunun bekletildiği mekânlar olduğu anlaşılmaktadır. Eski ve Yeni Ahitte geçen hapishane anlatımı ile Kuran’daki anlatım birbiri ile örtüşmektedir. Hz. Yusuf ve Musa'nın haps...
  • İSLAM İNSAN VE BİLİM

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslam ve İnsan   Birkaç asırdır Müslümanların bilimde biraz geri kalmışlığı beraberinde İslam ve bilim tartışmalarını ortaya atılmasına neden olmuş, bazı art niyetli kişiler tarafından Müslümanlar gerici, yobaz olarak lanse edilerek bunun sebebinin İslam olduğu söyleme cüreti  göstermiştir.  Oysa hakikat hiçte öyle değildir. Müslümanların insanlığa yaptıkları hizmetleri anlatan  ciltlerce kitap vardır. Ancak bu yapılanlar dönem dönem büyük sansürlere uğramış yada batılılar  tarafından çalınarak kendi isimleriyle kendileri tarafından üretilmiş...