logo

reklam

CAN’A KIRILAN GÖNÜLLER


Cem Alemdar ALBAYRAK
alemdar@duyarlikapi.com

07 Aralık 2015 Pazartesi günü Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Bizim Saray” adlı yazıyla ilgili personelimizden çok fazla tepki geldiğini gördüm. Bununla ilgili bir analiz yapmak istedim.

Söz konusu yazıda Can Dündar‘ın ifadelerini sizlerle paylaşmak ve anlama üzerine bir değerlendirme yapalım elimizden geldiğince.

Yazıda üç paragrafta bizlerden bahsetmiş biz iki pragrafına bakalım ne yazmış Dündar:

1-Aralık ayazı ağır demir kapının aralığından soğuk nefesini üflemeye başladı.

Alafranga tuvaletin deliği, konuştukça kötü kokular yayan bir gardiyan ağzı gibi, bu toplama kampının içinde biriken pisliği yayıyor etrafa…

2-Az sonra bir infaz koruma mangası gelip kaçıp kaçmadığımı kontrol ediyor. Gayet kibarlar… Avluya açılan kapıyı açıp “Allah kurtarsın” diyerek gidiyorlar.

Birinciden başlayalım:

“Alafranga tuvaletin deliği, konuştukça kötü kokular yayan bir gardiyan ağzı gibi, bu toplama kampının içinde biriken pisliği yayıyor etrafa…”

Her şeyden önce belirtmek isterim ki ceza infaz kurumlarında genellikle tuvaletler alaturkadır. Alafranga tuvaletler çok az sayıda ve özellikle engelli mahkûmlar için yapılmıştır. Kusmuş olduğu düşünceleri görünce bu yazara da bu tuvaletin düşmüş olması isabet olmuş gibi geliyor, zira edep, hayâ, vs. konularda bir takım  sıkıntınları (engellilikleri var diyemiyorum,engeli arkadaşlara hakaret olur endişesiyle) var gibi…

Bunun dışında kendi işine gelen durumlarda kibarlıkla tanımladığı infaz ve koruma memurları, yalnızken ve memurlarla iletişimi yokken, kısacası arkaları dönükken birden ağzı kokan gardiyan oluveriyorlar. Oysa biz çalıştığımız kurumlarda insanlıktan nasibini almamış bölücü teröristlere siyasi tutsak, devrimci vb. övgüler yağdıran; bunun yanında kamu güvenliği için canını ortaya koyan güvenlik güçlerine, Devlet görevlilerine ve insanlara her şeye rağmen ikinci bir şans vermek üzere gece gündüz zor şartlarda görev yapan cezaevi çalışanlarına hakaretler, iftiralar atan nice “aydınlar (!)” gördük. Onlar sadece konuşurken değil yaşarken de kötü kokular yayarlar, çünkü biz onları hak etmediği halde ortamıza ve çoğu kez de yüksek yerlere koymuşuzdur.

Açıkçası, öfke ile, kin ile ya da siyasi bir tepkiyle veya nasıl bir düşünceyle yazmış olursa olsun, kaleminden fırlattığı bu yazıda, sözde edebi bir sanat yapmış olmak için yazdığı o cümle tamamen  hakaret ve dahi tahrik içeriyor. Öncelikle hiçbir meslektaşım bu cümlede yazan yakışıksız ifadeyi hak etmiyor.

Ama biz alışık olduğumuz bu tür saldırılara karşı edebimizle kalıp görevimizi yaptık hep. Tutuklanmayı, mahkum olmayı cezaevlerine gelen insanlardan ve ailelerinden öğrendik biz. Hürriyetin anlamı konusunda empati de yapabiliyoruz. Burada da önce en önemli hak olan hürriyetinden yoksunluk dolayısıyla mazur görmeyi, empati yapmayı; bizi ve kurumlarımızda yapılan iyi işleri görene, tanıyana kadar yani ilk travmayı atlatana kadar görmezlikten gelme anlamında sessiz kalmayı biliriz. Ama burada cümlenin üstüne bakıyorum, altına bakıyorum tersten okuyorum, düzden okuyorum; neden böyle yazmış, empati yapmaya çalışıyorum. Bir haklı sebep bulamıyorum.

Şayet personelin ağız kokusundan bahsediyorsa, bu personel kendisi gibi binlerce dolarlarla çalışan insanlar değil. Zor koşullarda çalışan, çocuklarının nafakasını helal yoldan kazanmak için büyük bir fedakarlık içinde görevini yerine getiren, ağzı da, teri de emek kokan insanlar. Şayet mecaz anlamda söz ediyorsa bu kokudan ve personelin kendisine karşı kötü sözlerini ima ediyorsa ki daha sonra çok kibar olarak tanımladığı hiçbir personelimizin ona karşı kötü bir söz söyleyeceğine inanmıyorum. Aksine bilgi çağında olan toplumumuz kimden ne tür kokular yayıldığını online olarak görüyor.

Bir film seyretmiştim yıllar önce şimdi ismini hatırlayamadığım. Galiba bir gazeteci cezaevine denek olarak giriyordu. Orada kendisine karşı yapılmayan eziyet kalmıyordu. Acaba yazar bu filmimi seyretti de bizi mi test ediyor diye bile düşündüm. Nerden bakarsanız bakın bunun kabul edilebilir bir yanı yok.

Benim buradan arkadaşlarıma ricam, yasal ve ahlaki sınırı zorlamadan; hakaret, küfür içermeyen; düzeyli bir şekilde tepkilerini ortaya koymaları. Ayrıca, Cipder’in bu hususta hukuki olarak ne yapılabileceği konusunda çalıştığını biliyorum. Diğerlerinde olduğu gibi gereken ne ise hukuki olarak yapılacağı bildirildi.

İkinci paragrafta  “Az sonra bir infaz koruma mangası gelip kaçıp kaçmadığımı kontrol ediyor. Gayet kibarlar… Avluya açılan kapıyı açıp “Allah kurtarsın” diyerek gidiyorlar.”

Sayımın ne olduğunu bilmeden ön yargıyla yazılmış bayağı sözler… Belki de muhterem sanıyor ki herkes onu gözlüyor, sadece onu kontrol ediyor. Ayrıca burada infaz ve korumaların kibar olduklarından bahsediyor. Alışkanlığı galiba… Bu iltifat üzerine belki de yarın arkadaşlar sayımı daha hızlı yaparlar, odası daha az soğur!

Ama ben yine iyi niyetle, empati yaparak anlamaya çalışıyorum. Odasına “günaydın” diyerek gelen, “Allah kurtarsın” diye çıkan; kibar tavırlar sergileyen ve manga halinde falan da gezmeyen memurlarımızı görünce, kendisine geçmiş tecrübelerini abartılı olarak aktaran eski arkadaşlarının söyledikleriyle veya okuduklarıyla birbirini tutmaması üzerine yaşadığı hayal kırıklığı ve tutukluluğunun ilk günlerinin travmasıyla eli silahlı, asık yüzlü, kötü kokan ve manga halinde gezen birtakım varlıklar görüyor olabilir.  Allah şifa versin.

Tabi bu arada basın sektöründeki kişi ve kurumların ceza infaz kurumlarına ilk hakaretleri, ilk karalama çabaları değil. Sayısız defa bunları yaşadık, mesela bunlarla ilgili Cipder, yasal anlamda yapılabilecek şeyleri yaptı; dizi yapımcılarını RTÜK’e şikayet etti, yasal süreçleri başlattı, sonucunda özür, tekzip ve açıklama aldığımız çeşitli çabalarımız oldu.

Netice olarak bu ifadeler, meslektaşlarımızı ve bizleri kırdı. Tekziple bu işi geçiştirebilirler ama kırılan gönülleri nasıl tamir ederler bilemem.

Arkadaşlarımızı biraz daha sağduyulu, anlayışlı ve mutedil olmaya davet ediyorum.

Üzülmeyin, biz bizi biliyoruz. Ve en önemlisi Allah biliyor yeter…

 

Etiketler: » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

#

CAN’A KIRILAN GÖNÜLLER” için 13 Yorum

  1. hayatiavn : diyor ki:

    Ne güzel bi cümle ” bizi biz biliriz”
    Allah aşkına admin bizi bizden başka kim biliyor kim destek oluyor kim sahip çıkıyor. Eğer doğmamış çocuğumun rızkını kazanmanın diğer adı o şahsiyetin kullandığı kelimelerse kokan bizim ağzımız değil o kişinin insanlığı olmuş

  2. Hüdayi AZBAY : diyor ki:

    Edebiyat yapayım derken edebi terkeden bu edepsize zamanında haddini bildiren devletimizden Allah razı olsun. Bu bilgi yoksunu ancak fikir sahibi zatın içerde olması fikirleriyle daha fazla insanın zehirlenmemesine bir nebzede olsa yarayacaktır.

  3. Allah bunlara beyin versin, wc gibi kokuyor laflarini kendisine iade ediyoruz sevgilerimi sunuyorum o mahkuma haddini bil sen mahkumsun biz orda gorevliysek sayımda seni gorecez herseyi bilen aydınlar bunu da bilin. ..

  4. ZAFER : diyor ki:

    Söz konusu yazıda Can Dündar farkına varmadan kendi kişiliğini ortaya koymuştur.

  5. gulsah duru : diyor ki:

    Bu sabah Cumhuriyet gazetesini aradim malum yazidan duydugum rahatsizligi dile getirdim evet rahatsizim cunki bende silivride gorev yapan bir infaz koruma memuruyum malum kisiyle muhattap olmak zorunda kalan memurlarida cok iyi biliyorm hepsi kaliteli tertemiz arkadaslar bu yalani duzeltmelerini istedim hicbir kayit almadilar hatta orali bile olmadilar bu kadar densiz ordusuyla cikarilan gazete o ismi hak etmiyor.

  6. deli cocuk : diyor ki:

    Silivri cezaevinde infaz koruma memuru olarak biz herkese eşit herkeze aynı muamele yapmaktayiz ve hepimiz filinta gibiyiz diş macunum 20 lira gergin fircalarim geçen de onun mazgalina gittim insan gibi konuştum yazıklar olsun diyorum gazeteci olmuş okumuş okutmuş ama …. Olamamış.

  7. deli fişek : diyor ki:

    neden tazminat davası açmıyorsunuz da kuyruğuna basılmış bir kedi gibi viyaklıyorsunuz?

  8. bu ve avanesi yıllarca bize f tiplerinde hakaret ettiler bugün de devam ediyorlar.cipder üzerine düşeni yapacaktır zannımca ama yeterli olur mu bilmem.problem bizim ceza infaz kurumlarında bir sandalye kadar değerimizin olmaması.bu zat camı kırsa ceza alır ama bu sözlerinden dolayı ona kimse bir şey demiyecek ve bir ceza da almayacak. çünkü bizlerin malesef yanında kimse yok.onun için kimse ucuz kahramanlık yapmasın sadece yarın bir yerlerden cumhuriyet gazetesi bulup (satın alıp destek olmayın)fotosunu kesip yanınıza alın sıkıldıkça tükürürsünüz.

  9. Yns.ikm. : diyor ki:

    İfade özgürlüğüne saygımız sonsuz. Ama bunun ifade özgürlüğü ile uzaktan yakından alakası yok.

    Alafranga tuvaletin deliği, konuştukça kötü kokular yayan bir gardiyan ağzı gibi, bu toplama kampının içinde biriken pisliği yayıyor etrafa
    Yukarıda yazılan bu söylemler yüzünden ceza alsa. Ki alır da. Bu sefer de ifade özgürlüğüne mani oluyorlar diye bangır bangır bağırırlar. Böyle bir ifade özgürlüğü olmaz. Bunun adı resmen DEVLET MEMURUNA HAKARETTİR.

  10. hikmet : diyor ki:

    ben çok üzüldüm inanırmısınız 32 yıldır cezavinde çalışıyorum böylebir hakaret görmedim aydın denen aydından bir topluma hakaretler yağdırması kabulenir gibi değil halbuki oradaki hiç bir personel keyfi bir uygulama yapmaz yapamaz tabiki sabah gelecek günaydın allah kurtarsın sayımını yapacak ne var bunda yazık yazık bizlere yazık inanın yeri geliyor oradaki tutuklu ve hükümlü kardeşlerimizle beraber üzülüyoruz onların sıkıntısına ortak olmaya çalışıyoruz

  11. ADAMİSEN : diyor ki:

    CAN DÜNDAR’a verilecek tek cevap,biz insanız gelenide insan olarak görürürüz din dil ırk cinsiyet ve suç ayrımını yapmadan görevimizi en adil ve tarafsız liyakatıyla yerine getirenler olarak emin olabilirsiniz,

  12. ahmet ekşi : diyor ki:

    Hak ettiğin kadardır verdiğim değer… Bende herkes kendi değerini, kendi belirler.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OKURYAZAR OLMAK İSTİYORUM

    02 Mart 2017 Köşe Yazıları

    Okumazsak, fakirler(!) canımıza okuyacak. - Göreviniz/mesleğiniz nedir? - Öğretmenim... - Hangi okuldasınız hocam? - Okulda değil, ceza infaz kurumunda öğretmenim. - Nasıl yani? Mahkumlara okuma-yazma mı öğretiyorsunuz? Bütün tanışmalar bu diyologlar ile başlayıp bu minvalde devam ediyor. Bu diyologların arkasından şu monolog geliyor: - Okuma ve yazma öğretmek değil, okumayı ve yazmayı öğrenmek; "okuryazar" olmak istiyorum. Ama benim "okuryazar"lıktan kastım adını soyadını yazabilmek değil tabi ki... Yazmak, bir merak işidir. Kalemini...
  • HAK VE ADALET PEŞİNDE

    26 Şubat 2017 Ceza İnfaz Personeli, Cezaevi Haberleri, Diğer Haberler, İnfaz ve Koruma Memurları, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Manşet

    Daha önce birçok yazımızda, özellikle vardiyalı çalışılan meslek gruplarında karşılaşılan sağlık sorunlarını dile getirmiştik. Uzun süre gece vardiyasında çalışan kişilerde stresten kaynaklı kalp ve damar rahatsızlıkları, romatizma, siyatik, uyku bozuklukları gibi çok sayıda hastalığın görüldüğü çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 2004 yılında başlatılan ve 2010 yılında tamamlanan bir akademik araştırmada, polisin gece saat 22.00 ile 03.00 arasında uyumadığı için; bu saatle salgılandığı belirtilen, s...
  • İLK ÇAĞLARDA CEZAEVİ -3

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslamiyet Öncesinde Cezaevleri. Kur'an ayetlerinden de anlaşıldığı kadarı ile eski medeniyetlerde hapishanelerin, yerleşik sisteme geçmiş, belirli ölçüde gelişmiş bir hukuk sistemine sahip bölgelerde var olduğunu söylememiz mümkündür. Ancak bu hapishanelerin, suçluyu cezalandırma ve topluma kazandırma işlevinin dışında cezası kesinleşip, infaz gerçekleştirilene kadar, suçlunun bekletildiği mekânlar olduğu anlaşılmaktadır. Eski ve Yeni Ahitte geçen hapishane anlatımı ile Kuran’daki anlatım birbiri ile örtüşmektedir. Hz. Yusuf ve Musa'nın haps...
  • İSLAM İNSAN VE BİLİM

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslam ve İnsan   Birkaç asırdır Müslümanların bilimde biraz geri kalmışlığı beraberinde İslam ve bilim tartışmalarını ortaya atılmasına neden olmuş, bazı art niyetli kişiler tarafından Müslümanlar gerici, yobaz olarak lanse edilerek bunun sebebinin İslam olduğu söyleme cüreti  göstermiştir.  Oysa hakikat hiçte öyle değildir. Müslümanların insanlığa yaptıkları hizmetleri anlatan  ciltlerce kitap vardır. Ancak bu yapılanlar dönem dönem büyük sansürlere uğramış yada batılılar  tarafından çalınarak kendi isimleriyle kendileri tarafından üretilmiş...