logo

reklam

CİPDER’DEN İSTİFA!


facebook
Ahmet PERVANE
ahmettpervane@gmail.com

Cipder’den istifa etmeye karar vermiştim ve aylardır aidatımı yatırmıyordum. Basın çalıştayı için Ankara’ya davet edilen arkadaşıma; “ben de geliyorum, içimdeki kini döküp istifa edeceğim” dedim ve Ankara yollarına düştüm. Düşündüm de hiçbir şeyden para esirgemeyen ben,  bu olan biteni neden  yerinde görmeyeyim ki? Yiyorlar, içiyorlar, lüks araçlara biniyorlar diye kulağıma gelen onca haberlerin doğruluğunu yerinde görüp, yüzlerine nefretimi kusmama engel olmamalıydı Rize’den Ankara’ya gidip döneceğim üç beş kuruş!

Cipder genel  merkezine ulaştım , selam verdikten sonra  kendimi tanıttım ve konuşacaklarım var ama evvela şu eşyalarımı konaklayacağım yere bırakayım dedim.

Misafirhaneye girdiğimde içeride takriben elli yaşlarında bir bey karşıladı beni. Tanışma faslından sonra sohbete koyulduk, hastalığı nedeniyle doğudan Ankara’ya gelmiş, tedavi görüyormuş. Kızılay’ın merkezinde 20 TL ücret karşılığında kalabildiği için dualar ediyordu. Ben Cipder hakkında hiç bir yorum yapmıyordum ama o anlatmaya devam ediyordu, söylediklerinden bazılarını anlamadığım o güzel  doğu şivesiyle.

Ben geldiğimde burada bir infaz koruma memuru vardı diyor, eşi kanser hastası ve o da Ankara’da tedavi görüyor. Kimsesiz ve maddi durumu çok kötü… Ankara’ya gelmeden iki gün evvel bir başka infaz ve koruma memuru arkadaşı tarafından Cipder’e üye yapılmış… Eşinin hastalığı dolayısıyla çocuklarının büyüklerini memlekette bırakmış ve 5 yaşındaki kızını yanına almış gelmiş. Misafirhanede kızıyla Cipder yöneticileri ilgileniyor, ona babalarının şefkatini gösteriyorlarmış, kendi kızları gibi. Giyecekler, oyuncaklar almışlar ama bunların ücretlerini kendi ceplerinden karşılamışlar , dayanamadım ve hemen içimdeki  ön yargıyla sordum; Neden dernek parasıyla değil de kendi paralarıyla almışlar ki ? Adamın verdiği yanıtla biraz duraksadım  “Dernek parasını kayıtsız hiç bir işte kullanmıyorlar kardeşim, o parada binlerce kişinin hakkı var” dedi… Ben bu memur arkadaşın yöneticilerle alakası olup olmadığını sordum ve hayır yeni tanıştık dedi…

Daha kırklı yaşlarda hastalığı dolayısıyla gözleri görmeyen bir infaz koruma memuru gelir misafirhaneye, kimsesiz ve yapayalnız kalır misafirhanede  ,Cipder yöneticileri ilgilenir onunla kendi aileleri gibi, sık sık kan temin edilir kampüslerdeki memur arkadaşlardan, sahipsiz olmadığını düşünür ve sürekli dua eder yöneticilere, derneğe üye olarak katkı sağlayanlara… Dinlediklerim yüreğimi acıtmaya başlar. Başka bir şehirde babası ölen infaz ve koruma memurunun  beş yaşındaki kızına alınan giysiler hediye edildiğinde, o kızın söyledikleri adeta parçalar kalbimi: “Hep babam alırdı bana ayakkabı, bunları babam mı almıştı ölmeden evvel, o mu gönderdi” diyerek sarılır arkadaşların boynuna… Bu ve buna benzer; dinlerken düşüncelerimden, hatta insanlığımdan utandığım nice acıları güzelliğe çeviren hikayeler….

Darda olanlara, kimsesizlere yardım kampanyası yapıldığında, elli bin civarındaki personelden ortalama üç-beş bin lira toplandığını çok iyi biliyordum. Birbirimize sahip çıkmayı bir kenara koyun iftira atıldığı için cezaevlerine düşen memur arkadaşlarımıza biz değil, hep başkası sahip çıksın diye bas bas bağırıyorduk. Onlara maddi ya da manevi yardımda bulunmadığımız gibi Cipder üyesi memurların başlarına bir olay geldiğinde avukat eşliğinde onlara hem maddi hem de manevi yardım yapılmasını da umursamıyorduk bile …

Bir memur arkadaşımızın teşekkür mektubunu okudum Cipder genel merkezinde:
“Ben mahkumlar tarafından şikayet üzerine mahkemeye düştüm,  haklı olduğumu herkes biliyordu ve ben kendini zor ifade eden biri olduğum için ispatlamakta güçlük çekiyordum, avukata verecek para da yoktu, aldığım maaş belli ve ancak ailemi geçindirebiliyordum. Bir arkadaşım Cipder’e  üye olup olmadığımı sordu; ben de evet üyeyim dedim, merak etme kardeşim sen, dedi ve Cipder’i  arayıp yardım istedi. Her işi  Cipder halletti ve ben tek kuruş masraf etmedim” diye  yazmış…

Ben Cipder’den istifa etmeye karar vermiştim bir kere, bu gördüklerim ve duyduklarım beni engelleyemezdi. Behzat beyle tanıştık, emekli ceza infaz kurumu müdürü…  Yapılanları belgeleriyle anlatıyordu bana,  o kadar duygulanmıştı ki anlatırken, yıllardır gözyaşı dökmeyen ben, gözyaşlarımı tutamayacağımdan korkuyordum… Ankara’ya gelen üyelerin hizmetine sunulan  misafirhane, cenaze yardımları, kimsesiz üyelere yardımlar, avukat tutması gereken ihtiyaç sahibi meslektaşlarımızın mahkeme masrafları ve daha birçok güzel hizmetler…..

Ertesi gün Genel başkan Bekir Alanoğlu ile tanıştık ve ben hemen söze girdim kendisini konuşturmadan: “Bu kadar güzel hizmetler vardı da neden reklamını yapmıyorsunuz ? Neden üyeleri bilgilendirmiyorsunuz ?  Neden onların yanlış düşünmelerine neden oluyorsunuz” dediğimde; “Biz sağ elin verdiğini sol el duymayacak inancından gelenlerdeniz. Merak eden arar ya da gelir hesap sorar bizden. Bizde her şey kayıt altında,  şunu unutma ki buradan yapılan her kuruş yardım, üyelerin sevap hanesine yazılıyor,  ben onlar adına yapılan bu iyilikleri aşikar edemem”

Açıkçası şoktaydım ama hala içimdeki kini yitirmemiştim ve sorgulamaya devam ediyordum. Açıkçası işin içinden de çıkamıyordum. Levent Preveze hocam geldi ve onunla sohbete koyulduk,  zaman  zaman yazılarını okuduğum Levent hocamın dudaklarından dökülen harika sözlerin  çok azını kalemine yansıttığını hissediyordum. Hizmet için kendi ailelerini ihmal eden insanlar olduklarını anlamamak için kalbimin mühürlü olması gerekiyordu.

İstifa edenlerin gerekçelerini sordum, çünkü ben de istifa edecektim. Gördüm ki çoğunlukla istifa edenler kendi şahsi menfaatleri için bir şeyler isteyenlerden oluşuyordu, istisnalar hariç.

Hemen bankaya gittim ve yaklaşık on üç aydır istifa edeceğim için yatırmadığım aidatı yatırdım, biliyordum ki yatırdığım paradan, ben ve ailem zarar görürsek ya da ölürsek ancak faydalanabilirdik, lakin hepimiz bir gün hasta olmayacak, mahkemeye düşmeyecek ya da ölmeyecek miyiz ? Kim faydalanırsa faydalansın sonuç itibariyle birimiz hepimiz, hepimiz birimiz değil miyiz?

Bir şey fark ettim ki, müdürlerden çok fazla üye yok. Üye olan müdür beyler ise infaz ve koruma memurlarına sahip çıktığı için memurların her fırsatta övgü yağdırdığı isimler.

İstifa etmedim ama hala aynı fikirdeyim, cipder kapatılmalı! Neden mi? Çünkü biz güzel ve yararlı işler yapanlarla anlaşamayız; bize kim zarar verirse, kim bizi korkutursa, arkadaşımızı kim ezerse onun yanında olmak isteriz… Cipder gibi memuruna yardımcı olan üyelerini koruyup gözeten derneklerle işimiz olmazzzzz…

Not:Cipder’e taş atacak olanlar atmaya devam etsin ama yiyorlar, içiyorlar, eğleniyorlar demesin Allah rızası için! Bu yazımdan dolayı da bana istediğiniz kadar taş atabilirsiniz, atmak serbest…

Ahmet PERVANE

Etiketler: » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

#

CİPDER’DEN İSTİFA!” için 14 Yorum

  1. CEMALİ : diyor ki:

    temel sıkıntı şu, dernek personelin beklentisini çok yükseltti, ama personelin hayrına bi iş yapmadı, hiçbir iyileştirmeye vesile olamadı, personelin uğradığı haksızlıklara sessiz kaldı, adını ve tüzüğünü değiştirsin fukara derneği olsun, aidatlarda 2 katına çıksın

  2. NUH : diyor ki:

    yahu bende harbiden istifa ettin sandım (:
    cipder eleştiri ahlakı içinde eleştirilmeli yanlışlar varsa gösterilmeli eksikler varsa tamamlanmalı ancak herkes şunu kabul etsin cipder kendisini geliştirmeli genişletmeli daha fazla meslektaşın aktif olarak katılımı sağlanmalı

  3. Behzat Demir : diyor ki:

    Ahmet bey, güzel duyguların diğer çalışan arkadaşlarımıza ilham kaynağı olur inşallah. Dernek üye sayımız daha çok artar ve üyelerimize yaptığı yardımların çeşitlerini artır. Eleştirilerin. önerilerin ve katkıların için teşekkürler. Allah herkesin gönlüne göre her istediğini versin. Tüm çalışanlarımıza iyi bir gelecek, huzurlu bir çaılşma ortamı dileklerimle başarılar dilerim. Selamlar

  4. Aa : diyor ki:

    Yok ağzından birkaç kelime dokulmuste, yok gözleri yasarmista yok ayakkabıyı ceplerindeki para ile almislarda yok vefa yok bilmem ne. cipder eşittir resimli takvim başka bir faaliyet gormedim

  5. mete : diyor ki:

    peki ocak ayında toptan kesilen bir yıllık toptan alınan aidatlar dan bir yıl sonra nasıl oluyorda 13 tl borçlusun diyebiliyorlar. zaten baştan kestin parayı ben aralık öncesi çıktım nerden çıktı bu. sebebi nedir diyorum açıklama yok 3000 mesaj atyıolar 1 günde yatırmasam ne olur diyorum cevap: sen yatır neden tatmin edici bir neden yok . Taşa gerek yok atmadım atmamda görmeden sallamıyorumda telefonda izah edemiyorlar durumda bu.

  6. berhan aydın : diyor ki:

    taş atmıcam atmamda kardeşim istediğini yazabilirsin.. kuruluş aşamasında cipder in ilk yüz üyesi içindeyim muhtemelen.halada üyeyim ve aidatlarım düzenli..
    Bak ne dicem kardeşim..facede bazen idda dan kesin para kazandıran adamların reklamı oluyor farketmişsindir mutlaka..
    böyle bir hikayeye benzettim yazdıklarınızı..saygı selam ve dua ile inşallah…
    herşeye ragmen birlikten kuvvet doğar diyenlerdenim..

  7. KAMPÜS : diyor ki:

    Sevgili Ahmet Kardeşimi yakınen tanırım.Dürüstlüğünden ve Adamlığından o kadar eminim ki sormadan sorgulamadan imzamı atarım.Ayrıca yazıyı okudum çok güzel bir konuyu ele almış ve çok güzel yazıya dökmüş.Bütün Cipter üyelerine ve üye olmayan C.İ.K. çalışanlarına çalışmalarında başarılar diliyorum.AYRICA çogu üyeyide de ( ben dahil ) aydınlanmış olduk-oldum.

  8. İsim * : diyor ki:

    Çok komik yaaa valla bari cuma namazlarından sonra cami önlerinde yardım toplatalım

  9. İsim * : diyor ki:

    Kardes güzel anlatıyonda sesleniş diye bir dergi var yazan seyler hep aynı personelle ilgili çok sey yok ama yok şu cezaevinde mahkumlara tiyatro gosterisi yapıldı yok mahkuma şu yapıldı bu yapıldı abi bu mahkum dergisi mi personel dergisi mi daha neler neler abi o takvimi de müdürlere dağıtıyolar memura o da yokkk

  10. vatandaş : diyor ki:

    “Bu kadar güzel hizmetler vardı da neden reklamını yapmıyorsunuz ? Neden üyeleri bilgilendirmiyorsunuz ? Neden onların yanlış düşünmelerine neden oluyorsunuz” dediğimde; “Biz sağ elin verdiğini sol el duymayacak inancından gelenlerdeniz. Merak eden arar ya da gelir hesap sorar bizden.
    bu nasıl bir cevap :) eğer üye kazanmak, içindeseyseniz tabiki yaptığınız hizmetleri anlatıp bilgilendriceksiniz ki üye olunsun. hayır kurumu mu yoksa bu dernek ?

  11. tatar ramazan : diyor ki:

    ya arkadaşlar cipder cipder diyorlar ses var görüntü yok hani vizontele adlı sinema filiminde televizyon sahnesi var karıncalar dans ediyor aynen öyle biz personeller olarak cipderden çok seyler beklemiyoruz ama bizler üye oluyoruz müdürlere takvim geliyor dergi gteliyor müdürlerin odasında süsü diye duruyor konu olarak girseniz ya kardeşim memurların işyerindeki kibirli insanlarla diyaloglarını bir memura işyerindeki yaşadığı sıkıntıları dinleseniz ya yol gösterici yazılar yazsanız ya memur bakanlık personeli gibi döner sermaye almıyor aldıkları maaş belli yapsanız ya özel hastanelerde indirim yapsanız ya firmalarla irtibata( beyaz eşya mobilya otobüs firmaları )gibi birçok firmayla irtibata geçip cipder personeline ekstra indirim yapsanız üye sayınızda artar memurlarımız bir çok eksiğini gidermiş olur

  12. Kanber ATA : diyor ki:

    Yazıyı beğenmemiş olabilirsiniz, Cipderi eleştiriyor olabilirsiniz ama yüreğinizle de isminizi yazarak eleştirirseniz taşın nerden geldiğini bilir, birliktelik için çaba harcanır, isimsiz yazmakla da zaten kendinizi yok sayıyorsunuz…

  13. Aytekin : diyor ki:

    Çok duygusal yazmış siniz çok duygulandım. Aynen devam edin.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OKURYAZAR OLMAK İSTİYORUM

    02 Mart 2017 Köşe Yazıları

    Okumazsak, fakirler(!) canımıza okuyacak. - Göreviniz/mesleğiniz nedir? - Öğretmenim... - Hangi okuldasınız hocam? - Okulda değil, ceza infaz kurumunda öğretmenim. - Nasıl yani? Mahkumlara okuma-yazma mı öğretiyorsunuz? Bütün tanışmalar bu diyologlar ile başlayıp bu minvalde devam ediyor. Bu diyologların arkasından şu monolog geliyor: - Okuma ve yazma öğretmek değil, okumayı ve yazmayı öğrenmek; "okuryazar" olmak istiyorum. Ama benim "okuryazar"lıktan kastım adını soyadını yazabilmek değil tabi ki... Yazmak, bir merak işidir. Kalemini...
  • HAK VE ADALET PEŞİNDE

    26 Şubat 2017 Ceza İnfaz Personeli, Cezaevi Haberleri, Diğer Haberler, İnfaz ve Koruma Memurları, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Manşet

    Daha önce birçok yazımızda, özellikle vardiyalı çalışılan meslek gruplarında karşılaşılan sağlık sorunlarını dile getirmiştik. Uzun süre gece vardiyasında çalışan kişilerde stresten kaynaklı kalp ve damar rahatsızlıkları, romatizma, siyatik, uyku bozuklukları gibi çok sayıda hastalığın görüldüğü çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 2004 yılında başlatılan ve 2010 yılında tamamlanan bir akademik araştırmada, polisin gece saat 22.00 ile 03.00 arasında uyumadığı için; bu saatle salgılandığı belirtilen, s...
  • İLK ÇAĞLARDA CEZAEVİ -3

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslamiyet Öncesinde Cezaevleri. Kur'an ayetlerinden de anlaşıldığı kadarı ile eski medeniyetlerde hapishanelerin, yerleşik sisteme geçmiş, belirli ölçüde gelişmiş bir hukuk sistemine sahip bölgelerde var olduğunu söylememiz mümkündür. Ancak bu hapishanelerin, suçluyu cezalandırma ve topluma kazandırma işlevinin dışında cezası kesinleşip, infaz gerçekleştirilene kadar, suçlunun bekletildiği mekânlar olduğu anlaşılmaktadır. Eski ve Yeni Ahitte geçen hapishane anlatımı ile Kuran’daki anlatım birbiri ile örtüşmektedir. Hz. Yusuf ve Musa'nın haps...
  • İSLAM İNSAN VE BİLİM

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslam ve İnsan   Birkaç asırdır Müslümanların bilimde biraz geri kalmışlığı beraberinde İslam ve bilim tartışmalarını ortaya atılmasına neden olmuş, bazı art niyetli kişiler tarafından Müslümanlar gerici, yobaz olarak lanse edilerek bunun sebebinin İslam olduğu söyleme cüreti  göstermiştir.  Oysa hakikat hiçte öyle değildir. Müslümanların insanlığa yaptıkları hizmetleri anlatan  ciltlerce kitap vardır. Ancak bu yapılanlar dönem dönem büyük sansürlere uğramış yada batılılar  tarafından çalınarak kendi isimleriyle kendileri tarafından üretilmiş...