logo

reklam

DERDİNİ MARKO PAŞAYA ANLAT!


Cem Alemdar ALBAYRAK
alemdar@duyarlikapi.com

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün kuruluşundan bu zamana kadar yaklaşık 90 yıl geçti. Bu zaman zarfında ceza infaz kurumlarında ve haliyle de ceza infaz kurumu çalışanlarında çok büyük değişimler yaşandı. Bu dinamik süreçte çeşitli sorunlarla karşılaşıldı. Bu sorunların bazıları çözüldü, bazıları çözüm aşamasında ama bazı sorunlar var ki bunların çözümünde bir türlü yol alınamıyor. Hal böyle olunca meslektaşlarımız dertli mi dertli… Bu dertler yıllardır devam ediyor.

Bizim bu durumumuza uyan durumlar için kullanılan ünlü bir lâf vardır: “Derdini Marko Paşa’ya anlat!”

Kimdir bu Marko Paşa? Asıl adı Marko Apostolidis’tir. Rum kökenlidir. 1824 yılında doğmuş, 1861’de Sultan Abdülaziz’in hekimbaşılığına getirilmiş. Kırımlı Aziz Bey’le birlikte Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin (Türkiye Kızılay Derneği) kurulmasında katkıda bulunmuş. 64 yıl yaşamış ve 1888 yılında ölmüştür. Kendisi Osmanlı’nın en ünlü paşalarından biri olmuştur.

“Olmayacak duaya âmin” demek gibi çözülmesi istenmeyen veya çözülemeyeceği bilindiği için baştan savılmak istenen durumlarda kullanılan “Git derdini Marko Paşa’ya anlat” sözü de zaman içinde kendisi gibi çok ünlü olmuş. “Yaa, öyle mi?” “Vah vah!” “Yazık!” gibi kısa sözler kullanarak başını sallar, dikkatle notlar alır, fakat hiçbir sorunu çözmediği halde onlara manevi huzur ve rahatlık vermeye de özen gösterirmiş. Bu yüzden halk arasında “Git derdini Makro Paşa’ya anlat!” sözü çok yaygın bir deyim haline gelmiştir. Yani dertlerini çözmemesine rağmen, umutsuz kişiler hep Marko Paşa’ya sığınmıştır.

Bizler de dertlerimizi yıllardır çeşitli platformlarda anlatırız. Ancak bugün geriye dönüp baktığımızda anlıyoruz ki bizler Marko Paşa’nın taktiği ile dinlenmişiz. “Yaa, öyle mi?”, “Vah vah!”, “Yazık!”, “Alt komisyon da”, “Üst komisyonda”, “Mecliste”, ” Cumhurbaşkanı veto etti”  tekrar alt komisyon tekrar üst komisyon, meclis ve seçimler diyerek ümitle bu zamana kadar geldik.

Meslektaşlarımızda yıllardır yaşananlardan dolayı büyük bir hayal kırıklığı var. Umutlar kırılıyor. Haksızlığa uğradıklarını düşünüyorlar. Kısaca dertliler.

En büyük dertleri, özlük hakları, sosyal haklar, fiili hizmet süresi zammı (yıpranma), maaşlarda iyileştirme… Diğer birçok kurum çalışanına yapılan iyileştirmeler, ülke olarak yapılan büyük yatırımlar, reformlar göz önüne alındığında bizlerin istediği iyileştirmelerin maliyeti deyim yerindeyse devede kulak kalıyor. Ancak ceza infaz kurumlarının toplumsal önemi ve ülkenin imajına sağladığı katkı gözden kaçırılıyor olsa gerek fayda-maliyet hesabında yetkililerin ihmali olduğunu düşünüyorum.

Ekim ayında Ankara Eğitim Merkezinde düzenlenen ve üç gün süren İmaj Çalıştayında düşünce ve fikirlerimizi dile getirdik. Arkadaşlarımızın da fikirleri dinlendi, son gün rapor haline getirilerek ilgili yerlere sunuldu. Çalıştaya katılan arkadaşlarımızla birlikte Genel Müdürümüze de bir ziyarette bulunduk. İki saat boyunca kendisi bizleri dinledi ve notlar tutuldu. Genel Müdürümüzün bize söylediği şu söz bizi çok etkiledi: “Sorunların üstesinden ancak meseleleri dert edinecek dertli insanlar gelir.”.

Bizler yıllardır var gücümüzle çözülmesi için sorunlarımızın üstüne üstüne gidiyoruz. Anladığım kadarıyla Genel Müdürlüğümüz de elinden geleni yapıyor. Bununla birlikte Adalet Bakanımız Sayın Kenan İpek Facebook sayfasından 30 Ekim 2015 tarihinde yaptığı paylaşımda;

“Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğümüz Personelinin merakla beklediği “CİK’ları Güvenlik Hizmetleri Kanun Tasarısı” Yeni dönemde tekrar TBMM gündemine getirilecektir” yazdı. Genel Müdürlüğümüzün birçok kademesinde görev alan, Müsteşarlık ve Adalet Bakanlığı görevlerini başarıyla yürüten Sayın Kenan İpek bizleri çok iyi tanıyan, dertlerimizi bilen bir yöneticidir. Personel arkadaşlarımızın da kendisine karşı yüksek bir inancı vardır. İnşallah bu sefer başarılır, zira sanırım bu sefer derdimizi Marko Paşa’ya anlatmadık gibi gözüküyor.

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

#

DERDİNİ MARKO PAŞAYA ANLAT!” için 3 Yorum

  1. Süleyman Keskin : diyor ki:

    Kalemine saglık konuyu özetlemşsin inşallah sorunlar cözulur.bekliyoruz.

  2. salim özkök : diyor ki:

    bu saatten sonra olumlu bişey beklemek saflık olur, teoman ın dediği gibi; bunlar güzel günlerimiz, daha beter olacak her şey, para gerektirmeyen işleri bile yapmadılar, adam emekli mahalle bekçisine bile emeklilikte silah veriyor, çakıcı gibi adamlarla hasım olan emekli cezaevi müdürüne silah ruhsatı dahi vermiyor siz neyin derdindesiniz, somut eylem olmadıkça bu bakanlıktan alabileceğimiz hiç bir şey yok anlayın artık

  3. sibel İlbay : diyor ki:

    Son derece zekice kaleme alınmış, yerinde bir yazı olmuş. Tebrikler Cem Bey..

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OKURYAZAR OLMAK İSTİYORUM

    02 Mart 2017 Köşe Yazıları

    Okumazsak, fakirler(!) canımıza okuyacak. - Göreviniz/mesleğiniz nedir? - Öğretmenim... - Hangi okuldasınız hocam? - Okulda değil, ceza infaz kurumunda öğretmenim. - Nasıl yani? Mahkumlara okuma-yazma mı öğretiyorsunuz? Bütün tanışmalar bu diyologlar ile başlayıp bu minvalde devam ediyor. Bu diyologların arkasından şu monolog geliyor: - Okuma ve yazma öğretmek değil, okumayı ve yazmayı öğrenmek; "okuryazar" olmak istiyorum. Ama benim "okuryazar"lıktan kastım adını soyadını yazabilmek değil tabi ki... Yazmak, bir merak işidir. Kalemini...
  • HAK VE ADALET PEŞİNDE

    26 Şubat 2017 Ceza İnfaz Personeli, Cezaevi Haberleri, Diğer Haberler, İnfaz ve Koruma Memurları, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Manşet

    Daha önce birçok yazımızda, özellikle vardiyalı çalışılan meslek gruplarında karşılaşılan sağlık sorunlarını dile getirmiştik. Uzun süre gece vardiyasında çalışan kişilerde stresten kaynaklı kalp ve damar rahatsızlıkları, romatizma, siyatik, uyku bozuklukları gibi çok sayıda hastalığın görüldüğü çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 2004 yılında başlatılan ve 2010 yılında tamamlanan bir akademik araştırmada, polisin gece saat 22.00 ile 03.00 arasında uyumadığı için; bu saatle salgılandığı belirtilen, s...
  • İLK ÇAĞLARDA CEZAEVİ -3

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslamiyet Öncesinde Cezaevleri. Kur'an ayetlerinden de anlaşıldığı kadarı ile eski medeniyetlerde hapishanelerin, yerleşik sisteme geçmiş, belirli ölçüde gelişmiş bir hukuk sistemine sahip bölgelerde var olduğunu söylememiz mümkündür. Ancak bu hapishanelerin, suçluyu cezalandırma ve topluma kazandırma işlevinin dışında cezası kesinleşip, infaz gerçekleştirilene kadar, suçlunun bekletildiği mekânlar olduğu anlaşılmaktadır. Eski ve Yeni Ahitte geçen hapishane anlatımı ile Kuran’daki anlatım birbiri ile örtüşmektedir. Hz. Yusuf ve Musa'nın haps...
  • İSLAM İNSAN VE BİLİM

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslam ve İnsan   Birkaç asırdır Müslümanların bilimde biraz geri kalmışlığı beraberinde İslam ve bilim tartışmalarını ortaya atılmasına neden olmuş, bazı art niyetli kişiler tarafından Müslümanlar gerici, yobaz olarak lanse edilerek bunun sebebinin İslam olduğu söyleme cüreti  göstermiştir.  Oysa hakikat hiçte öyle değildir. Müslümanların insanlığa yaptıkları hizmetleri anlatan  ciltlerce kitap vardır. Ancak bu yapılanlar dönem dönem büyük sansürlere uğramış yada batılılar  tarafından çalınarak kendi isimleriyle kendileri tarafından üretilmiş...