logo

reklam

FERİDDUN VE FAYAT ABİNİN ARDINDAN


Cem Alemdar ALBAYRAK
alemdar@duyarlikapi.com

2014 yılı başlarında meydana gelen birçok üzücü olay yanında iki olay beni derinden etkiledi.

Özellikle de İnfaz ve Koruma Başmemuru Feriddun Altunbulak’ın intiharı onu tanıyan herkesi şok etti. Feriddun abiyle Ankara eğitim merkezinde bizzat tanışmak, görüşmek nasip olmuş, iki hafta boyunca aynı sınıfta bulunmuştuk.

Yüz yüze olmasa da ilk tanışmamız ise sosyal paylaşım sitelerinde olmuştu. Duyarlı bir insan olan Feriddun abi personel hakları için yaptığımız etkinliklere katılır, destek verirdi. Sanal olarak birbirimizi tanırdık.

Fiziki olarak tanışmamız ise güzel bir tesadüfle olmuştu. Ankara eğitim merkezinde katıldığımız bir eğitim programının açılışında Sayın Talat Akbaş Beyin açılış konuşması sonrasında yönelttiği bir soruyu kendimi tanıtarak cevapladıktan sonra, Feridun Bey izin alıp ayağa kalkarak ve beni kastederek “cezaevi camiasına değerli çalışmalarda bulunan bu kardeşimle tanışma şerefi burada nasip oldu. Kendisini yaptığı çalışmalardan dolayı tebrik ediyorum” demişti. O anı hiç unutamam, beni çok onurlandırmıştı. Kurs süresi içerisinde onu tanıma fırsatı bulmuş, çileli geçen mesleki ve kişisel hayatını dinlemiştim. Maalesef bu sıkıntı ve çilelere yenik düştü. Mevlam rahmet eylesin, Allah taksiratını afetsin.

İnfaz ve koruma memurluğu gibi zaman mefhumu gözetmeksizin çalışmayı gerektiren mesleklerde, fiziki ve ruhsal yıpranma riskinin yüksek olduğunu tartışılmaz bir gerçektir.

Son yıllarda infaz ve koruma memuru intiharları dikkat çekici boyutlara ulaştı. Sadece 2009-2011 yıları arası 10 cezaevi çalışanı intihar etti. Son bir yılda intihar, cinnet vakalarından dolayı 10’dan fazla infaz ve koruma memuru hayatını kaybetti. Buna ek olarak yapılan araştırmalarda personelin çok büyük bölümü psikolojik rahatsızlıklardan dolayı ilaç tedavisi görüyor.

Türkiye’deki cezaevi standartlarının günümüzde Avrupa ortalamasının bile üzerine çıktığı tartışılmaz bir gerçektir. Ancak bu intihar ve cinnet olayları personelin durumunun bunun çok gerisinde olduğunun açık göstergesidir.

İntihar oranındaki yükselmeler, mesleki zorlukların, sorumlulukların ve mevcut sorunların önceki yıllara göre daha fazla artması, psikolojik destek hizmetlerinin olmaması ve personelimizin kurumsal olarak birbirleri ile olan zayıf iletişimi nedeniyle, kim neler yapıyor, kimin ne derdi var; kimsenin kimseden haberi olmadığını düşünüyorum. Genel müdürlüğümüzün bu konu üzerinde durması, bilimsel araştırmalar yapması önümüzdeki dönemlerde yaşanacak intiharların önüne geçmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum.

İntiharların yanında personele olan saldırılarda da önemli bir artış var. Bu saldırıların en vahşisi Hatay’daki saldırıdır. Firar sırasında hükümlülerce darbedilen  İnfaz ve  Koruma Başmemuru Fayat Toy bir süre yaşam savaşı verdikten sonra hayatını kaybetmişti.

İnfaz ve  Koruma Başmemuru Fayat Toy’un suçu neydi ? Bunu hak etti mi? Anadolu insanın binlerce yıllık töresi, kültürü, hoşgörüsü nereye gitti? Bizim insanımız nasıl böyle canileşiyor bunların hepsi ayrı ayrı değerlendirilecek konulardır.

Her şey bir tarafa önemle üstünde durulacak konu bana göre canı pahasına devletine, meslektaşlarına ihanet etmedi. Meslek onurunu çiğnetmedi. Şerefiyle devletimizin yasalarını uyguladı. O, gelecek nesillere örnek bir şahsiyet olarak kalacaktır.

İşin başka bir boyutu ise O’nun ve diğer görevi başında veya görevi nedeniyle öldürülen çalışanlarımızın yasal olarak görev şehidi olarak kabul edilmemesidir. Geçmişte de saldırılarda hayatını kaybeden Abit Tüber, Zeki Bayrak ve daha niceleri görev şehidi olarak kabul edilmediler. İnşallah bu durum önümüzdeki dönemde düzelir ve diğer birçok kamu çalışanına verilen bu hak cezaevi çalışanlarına da verilir. Diğer bir konu da basının bu saldırıları ele alışı… Yazılı ve görsel basın, cezaevi çalışanlarına yapılan saldırılardaki tavrı nedeniyle maalesef yine sınıfta kalmıştır.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OKURYAZAR OLMAK İSTİYORUM

    02 Mart 2017 Köşe Yazıları

    Okumazsak, fakirler(!) canımıza okuyacak. - Göreviniz/mesleğiniz nedir? - Öğretmenim... - Hangi okuldasınız hocam? - Okulda değil, ceza infaz kurumunda öğretmenim. - Nasıl yani? Mahkumlara okuma-yazma mı öğretiyorsunuz? Bütün tanışmalar bu diyologlar ile başlayıp bu minvalde devam ediyor. Bu diyologların arkasından şu monolog geliyor: - Okuma ve yazma öğretmek değil, okumayı ve yazmayı öğrenmek; "okuryazar" olmak istiyorum. Ama benim "okuryazar"lıktan kastım adını soyadını yazabilmek değil tabi ki... Yazmak, bir merak işidir. Kalemini...
  • HAK VE ADALET PEŞİNDE

    26 Şubat 2017 Ceza İnfaz Personeli, Cezaevi Haberleri, Diğer Haberler, İnfaz ve Koruma Memurları, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Manşet

    Daha önce birçok yazımızda, özellikle vardiyalı çalışılan meslek gruplarında karşılaşılan sağlık sorunlarını dile getirmiştik. Uzun süre gece vardiyasında çalışan kişilerde stresten kaynaklı kalp ve damar rahatsızlıkları, romatizma, siyatik, uyku bozuklukları gibi çok sayıda hastalığın görüldüğü çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 2004 yılında başlatılan ve 2010 yılında tamamlanan bir akademik araştırmada, polisin gece saat 22.00 ile 03.00 arasında uyumadığı için; bu saatle salgılandığı belirtilen, s...
  • İLK ÇAĞLARDA CEZAEVİ -3

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslamiyet Öncesinde Cezaevleri. Kur'an ayetlerinden de anlaşıldığı kadarı ile eski medeniyetlerde hapishanelerin, yerleşik sisteme geçmiş, belirli ölçüde gelişmiş bir hukuk sistemine sahip bölgelerde var olduğunu söylememiz mümkündür. Ancak bu hapishanelerin, suçluyu cezalandırma ve topluma kazandırma işlevinin dışında cezası kesinleşip, infaz gerçekleştirilene kadar, suçlunun bekletildiği mekânlar olduğu anlaşılmaktadır. Eski ve Yeni Ahitte geçen hapishane anlatımı ile Kuran’daki anlatım birbiri ile örtüşmektedir. Hz. Yusuf ve Musa'nın haps...
  • İSLAM İNSAN VE BİLİM

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslam ve İnsan   Birkaç asırdır Müslümanların bilimde biraz geri kalmışlığı beraberinde İslam ve bilim tartışmalarını ortaya atılmasına neden olmuş, bazı art niyetli kişiler tarafından Müslümanlar gerici, yobaz olarak lanse edilerek bunun sebebinin İslam olduğu söyleme cüreti  göstermiştir.  Oysa hakikat hiçte öyle değildir. Müslümanların insanlığa yaptıkları hizmetleri anlatan  ciltlerce kitap vardır. Ancak bu yapılanlar dönem dönem büyük sansürlere uğramış yada batılılar  tarafından çalınarak kendi isimleriyle kendileri tarafından üretilmiş...