logo

reklam

GÜLE GÜLE…


Beyza Nur ÇERİ
beyza_nur_ceri@hotmail.com

Söylenecek sözleri vardı, nice zamandır dile getirmek istediği.  Belki bu kez kelimelere dökebilirim sitemimi diye düşündü. Üstadın dediği gibi “Bir ben var, benden içeri…” O da beni ve daha içerdeki beni anlatmak, tanıtmak istedi… Oysa çoktan yargı konmuş, hüküm verilmiş, teşhis belirlenmişti… “Yarıp da kalbine mi baktın” sözü unutularak…

Etrafına daha bir dikkatli bakmaya başlamıştı. Herkesin kendini nasıl anlattığını, anlattığıyla ne kadar örtüştüğünü daha bir merakla seyrediyordu. Herkesin dilinde yaşayan kelimeler vardı: kardeşlik, arkadaşlık, hümanizm, empati ve etik… Ne kadarını yaşamımıza yansıtabildik, ne kadarını hal diliyle insanlara aktarabildik. Dilde tanımları mı kalmalıydı yoksa yaşamın kendisi mi olmalıydı bu kelimeler… Belki de sadece dinlemeliydik… Gözlerimizi karşıdakinin gözünden ayırmadan.. Sendeyim, seni anlıyorum, önemsiyorum mesajlarını vererek…

Adet haline getirmiştik, peşin hükümlülüğü… Sadece görünen vardı; içi-dışı, önü-ardı, altı-üstü bakılmayan, araştırılmayan… Çok biliyorduk, her şeyden emindik, mükemmeldik… Bir de karşıdaki gözle süzebilseydik kendimizi, ah başarabilseydik… Ne anılar biriktirirdik, ne de güzel dostlar edinirdik. Ama biz alışmışız tek yanlışa tüm doğruları silmeye, ufak menfaatler uğruna çizik atıp gitmeye… Ne olurdu bilseydik güler yüzü, hoş sohbeti ve de en önemlisi aslanlar gibi Allaha ısmarladık diyebilmeyi…

Bilemedik her şeyin emanetçisi olduğumuzu… Meslek, kurum, insanlar… Sahibi değildik hiçbirinin. Sadece emanetçisiydik… Değer miydi kaybettiklerimize, geri gelir miydi en kıymetli duygularımız… Yine bize uğrar mıydı; güven, dostluk, arkadaşlık…

Şimdi diyorum ki İkinci bir şans verelim kendimize ve çevremize… Unutmayalım yol ortasındaki taşın kıymetsiz olduğunu ama binanın içinde bütünün bir parçası olarak kıymet kazanacağını… Bütün olalım, bütünün içinde anlamlı bir parça olalım.

Soğuktu bizim koridorlarımız, soğuktu diyaloglarımız… Küskündü kırk yıl hatırı olan kahve bize… En kıymetlimizi hep esirgedik birbirimizden… Zamanımızı veremedik birbirimize ve de bir fincan kahve tüketemedik koca ömrün içinde…

Benden yine de size sıcacık bir güle güle… Yürek dolusu sevgilerle…

Etiketler:
Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OKURYAZAR OLMAK İSTİYORUM

    02 Mart 2017 Köşe Yazıları

    Okumazsak, fakirler(!) canımıza okuyacak. - Göreviniz/mesleğiniz nedir? - Öğretmenim... - Hangi okuldasınız hocam? - Okulda değil, ceza infaz kurumunda öğretmenim. - Nasıl yani? Mahkumlara okuma-yazma mı öğretiyorsunuz? Bütün tanışmalar bu diyologlar ile başlayıp bu minvalde devam ediyor. Bu diyologların arkasından şu monolog geliyor: - Okuma ve yazma öğretmek değil, okumayı ve yazmayı öğrenmek; "okuryazar" olmak istiyorum. Ama benim "okuryazar"lıktan kastım adını soyadını yazabilmek değil tabi ki... Yazmak, bir merak işidir. Kalemini...
  • HAK VE ADALET PEŞİNDE

    26 Şubat 2017 Ceza İnfaz Personeli, Cezaevi Haberleri, Diğer Haberler, İnfaz ve Koruma Memurları, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Manşet

    Daha önce birçok yazımızda, özellikle vardiyalı çalışılan meslek gruplarında karşılaşılan sağlık sorunlarını dile getirmiştik. Uzun süre gece vardiyasında çalışan kişilerde stresten kaynaklı kalp ve damar rahatsızlıkları, romatizma, siyatik, uyku bozuklukları gibi çok sayıda hastalığın görüldüğü çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 2004 yılında başlatılan ve 2010 yılında tamamlanan bir akademik araştırmada, polisin gece saat 22.00 ile 03.00 arasında uyumadığı için; bu saatle salgılandığı belirtilen, s...
  • İLK ÇAĞLARDA CEZAEVİ -3

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslamiyet Öncesinde Cezaevleri. Kur'an ayetlerinden de anlaşıldığı kadarı ile eski medeniyetlerde hapishanelerin, yerleşik sisteme geçmiş, belirli ölçüde gelişmiş bir hukuk sistemine sahip bölgelerde var olduğunu söylememiz mümkündür. Ancak bu hapishanelerin, suçluyu cezalandırma ve topluma kazandırma işlevinin dışında cezası kesinleşip, infaz gerçekleştirilene kadar, suçlunun bekletildiği mekânlar olduğu anlaşılmaktadır. Eski ve Yeni Ahitte geçen hapishane anlatımı ile Kuran’daki anlatım birbiri ile örtüşmektedir. Hz. Yusuf ve Musa'nın haps...
  • İSLAM İNSAN VE BİLİM

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslam ve İnsan   Birkaç asırdır Müslümanların bilimde biraz geri kalmışlığı beraberinde İslam ve bilim tartışmalarını ortaya atılmasına neden olmuş, bazı art niyetli kişiler tarafından Müslümanlar gerici, yobaz olarak lanse edilerek bunun sebebinin İslam olduğu söyleme cüreti  göstermiştir.  Oysa hakikat hiçte öyle değildir. Müslümanların insanlığa yaptıkları hizmetleri anlatan  ciltlerce kitap vardır. Ancak bu yapılanlar dönem dönem büyük sansürlere uğramış yada batılılar  tarafından çalınarak kendi isimleriyle kendileri tarafından üretilmiş...