logo

reklam

GÜN KARDEŞLİK GÜNÜDÜR, BİRLİK OLMA GÜNÜDÜR


Bekir ALANOĞLU
b.alanoglu@hotmail.com

Hastalıklı zihinlerin geçici, fani istekleriyle İnsana kıymak, zulüm etmek bırakın ideolojik olmayı, insani bile değildir.

Son günlerde ülkemizde yaşanan elim olaylar bizleri derinden yaralamaktadır. Bu coğrafya binlerce yıldır birçok medeniyete ve farklı kültürlere ev sahipliği yapmıştır. Tarihsel süreç göstermiştir ki güç, iktidar, para vs. maddi unsurlar elinde tutmak isteyene sürekli bir mutluluk kaynağı olmamakta, aksine insanın kin, nefret, kibir, hırs gibi marazi duygu ve düşüncelerini daha da körüklemektedir. Bu tür hastalıklı düşünceler bir süre sonra ırk, renk, dil, din ve diğer farklılıkları ortaya koyarak genleriyle oynanan bir virüs gibi kendini geliştirerek büyümekte, ortaya koyduğu zararı da bu nispette artırmaktadır. Oysa farklılıklar, birbirini tamamlayan parçaların bütünü oluşturması için yaratılmış unsurlardır. Bu parçalar en güzel şekilde bir araya geldiği takdirde oluşturacağı sinerji beklenenden daha mükemmel bir bütünün ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Bu bağlamda; bin yıla yakın süredir üzerinde birlikte yaşadığımız bu topraklar, sahip olduğu coğrafik güzellikler ve dünya üzerinde eşi bulunmayan zengin sosyo-kültürel yapısıyla büyük bir nimet durumunda olmasına rağmen, kalıcı bir huzur ortamına bir türlü kavuşamamaktayız.  Her akşam haber bültenlerini elimiz göğsümüzde korkuyla, heyecanla izlemekteyiz. Sanıyorum ki bu ülkede terörden doğrudan veya dolaylı olarak zarar görmeyen kimse kalmamıştır.

Ülkenin huzur ve refahını bozmak isteyenler inanıyorum ki büyük ölçüde dış güçlerdir. Biraz klişe olacak ama biz bu filmi çok gördük! Ne zaman ülke güçlenmeye başlamışsa, önemli bir atılım yapmak üzere doğrulmaya çalışmışsa başına bir çorap örülmüş, daha meyvesi koruk iken taşlanmakta olan ağaç misali kargaşaya maruz bırakılmıştır.

Daha çok genç bir Cumhuriyet olan bu ülkede yaşanan acı olaylar, gelip geçen tüm kuşaklara acı hatıralar bırakmıştır. Özellikle bizim gibi orta yaşın biraz üzerindeki kuşak en fazla terör, anarşi ve kargaşaya tanık olan kuşaktır. Dünyaya geldiğimizden bu yana İhtilaller, ekonomik krizler, kardeş kavgaları, mezhep çatışmaları ve terör olayları neredeyse ara vermeden devam ediyor. Bunların bize bir yarar sağlamadığını artık görmemiz gerek. Kandan, korkudan, şiddetten ve kargaşadan sadece bunun dışındaki fitneciler fayda görebilir. Tarih bunun binlerce örneğiyle doluyken hala bu zulmün içinde bulunuyor olmaktan utanç duyduğumu belirtmek istiyorum.

Unutulmamalıdır ki, insanın yararlanması, onu mamur etmesi ve kendini gerçekleştirmesi için yaratılan bu dünya hayatında hepimizin amacı ortaktır. Hiçbir ideoloji insanı insan gibi yaşatmaktan daha ulvi bir amaç içeremez. Hastalıklı zihinlerin geçici, fani istekleriyle İnsana kıymak, zulüm etmek ise bırakın ideolojik olmayı, insani bile değildir. Bu noktada iç ve dış tüm terör unsurları tarafından gerçekleştirilen terör olaylarını; bunları gerçekleştirenleri, bunları alkışlayanları ve bunları azmettirenleri esefle kınıyoruz. Şu üç günlük dünyada kendimizi ve birbirimizi yaşatmalı, birlik, beraberlik içinde kardeşçe yaşamasını bir an önce öğrenmeliyiz.  Ancak böyle yaparsak, birbirimize sımsıkı kenetlenirsek daha güçlü olur, huzur ve refaha daha çabuk kavuşuruz.

Bu duygularla, terör ve diğer şiddet olaylarında şehit olan tüm kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor; yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Tüm ülke insanımızı da sabırlı olmaya, sağduyuyla hareket etmeye ve kutsal bildiğimiz değerlerimiz etrafında kenetlenmeye davet ediyorum.

Etiketler:
Share

Yeni Yorumlar Kapalı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OKURYAZAR OLMAK İSTİYORUM

    02 Mart 2017 Köşe Yazıları

    Okumazsak, fakirler(!) canımıza okuyacak. - Göreviniz/mesleğiniz nedir? - Öğretmenim... - Hangi okuldasınız hocam? - Okulda değil, ceza infaz kurumunda öğretmenim. - Nasıl yani? Mahkumlara okuma-yazma mı öğretiyorsunuz? Bütün tanışmalar bu diyologlar ile başlayıp bu minvalde devam ediyor. Bu diyologların arkasından şu monolog geliyor: - Okuma ve yazma öğretmek değil, okumayı ve yazmayı öğrenmek; "okuryazar" olmak istiyorum. Ama benim "okuryazar"lıktan kastım adını soyadını yazabilmek değil tabi ki... Yazmak, bir merak işidir. Kalemini...
  • HAK VE ADALET PEŞİNDE

    26 Şubat 2017 Ceza İnfaz Personeli, Cezaevi Haberleri, Diğer Haberler, İnfaz ve Koruma Memurları, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Manşet

    Daha önce birçok yazımızda, özellikle vardiyalı çalışılan meslek gruplarında karşılaşılan sağlık sorunlarını dile getirmiştik. Uzun süre gece vardiyasında çalışan kişilerde stresten kaynaklı kalp ve damar rahatsızlıkları, romatizma, siyatik, uyku bozuklukları gibi çok sayıda hastalığın görüldüğü çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 2004 yılında başlatılan ve 2010 yılında tamamlanan bir akademik araştırmada, polisin gece saat 22.00 ile 03.00 arasında uyumadığı için; bu saatle salgılandığı belirtilen, s...
  • İLK ÇAĞLARDA CEZAEVİ -3

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslamiyet Öncesinde Cezaevleri. Kur'an ayetlerinden de anlaşıldığı kadarı ile eski medeniyetlerde hapishanelerin, yerleşik sisteme geçmiş, belirli ölçüde gelişmiş bir hukuk sistemine sahip bölgelerde var olduğunu söylememiz mümkündür. Ancak bu hapishanelerin, suçluyu cezalandırma ve topluma kazandırma işlevinin dışında cezası kesinleşip, infaz gerçekleştirilene kadar, suçlunun bekletildiği mekânlar olduğu anlaşılmaktadır. Eski ve Yeni Ahitte geçen hapishane anlatımı ile Kuran’daki anlatım birbiri ile örtüşmektedir. Hz. Yusuf ve Musa'nın haps...
  • İSLAM İNSAN VE BİLİM

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslam ve İnsan   Birkaç asırdır Müslümanların bilimde biraz geri kalmışlığı beraberinde İslam ve bilim tartışmalarını ortaya atılmasına neden olmuş, bazı art niyetli kişiler tarafından Müslümanlar gerici, yobaz olarak lanse edilerek bunun sebebinin İslam olduğu söyleme cüreti  göstermiştir.  Oysa hakikat hiçte öyle değildir. Müslümanların insanlığa yaptıkları hizmetleri anlatan  ciltlerce kitap vardır. Ancak bu yapılanlar dönem dönem büyük sansürlere uğramış yada batılılar  tarafından çalınarak kendi isimleriyle kendileri tarafından üretilmiş...