logo

reklam

HAK VE ADALET PEŞİNDE


Cem Alemdar ALBAYRAK
alemdar@duyarlikapi.com

Daha önce birçok yazımızda, özellikle vardiyalı çalışılan meslek gruplarında karşılaşılan sağlık sorunlarını dile getirmiştik. Uzun süre gece vardiyasında çalışan kişilerde stresten kaynaklı kalp ve damar rahatsızlıkları, romatizma, siyatik, uyku bozuklukları gibi çok sayıda hastalığın görüldüğü çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 2004 yılında başlatılan ve 2010 yılında tamamlanan bir akademik araştırmada, polisin gece saat 22.00 ile 03.00 arasında uyumadığı için; bu saatle salgılandığı belirtilen, sindirim sistemine destek sağladığı, kanser semptomlarını iyileştirdiği, tümör gelişimini engellediği, vücut ısısını dengelediği, uyuma düzenini ayarladığı, kalp-kan dolaşımı işleyişini düzenlediği, kemiği koruduğu, bağışıklık sistemine doğrudan etki ettiği, bakteriyel ve viral enfeksiyonlarda terapik etki yaptığı, yaşlanmayı geciktirici etkisi olduğu ve migrene karşı koruyucu özelliği olduğu bilinen “melatonin” hormonunu salgılamadığı ortaya konuldu.

Bu bağlamda, bu tür problemlerin sadece polise has olmadığı, gece saat 22.00 ile 03.00 arasında uykusuz kalarak çalışan bu meslek gruplarıyla birlikte infaz ve koruma memurlarının sağlıklarının da tehdit altında olduğu bir gerçektir.

Tabi infaz ve koruma memurlarının sadece çalışma saatlerinden kaynaklı problemleri yok. Mali ve sosyal haklar yönünden yaşanan sorunlar, yönetsel sorunlar, olumsuz kültürden kaynaklı sorunlar ve toplumsal imaj vb. birçok sorunla yaşamaya devam ediyoruz. Ama son dönemde bunların birçok platformda bizden birileri tarafından dile getiriliyor olması ve medyada, meclis kulislerinde ve çeşitli toplum kesimlerinde bu sorunların farkına varan kişilerin sayısının hızla artması çözüm anlamında olumlu bir izlenim vermekte. Bu konuda şöyle bir tablo çizmek istiyorum. Bir işin ortaya konması için bir arz-talep söz konusu olmalı. İşin gerekli olduğu ortaya konmalı, ilgililer inandırılmalı (Bugüne kadar çözüm konusunda yapılamayan en önemli şey işte bu. Kamuoyu ve yetkililer bizim yaşadığımız sorunlardan bihaberdi. Meclis tutanaklarından, çeşitli gazete haberlerinden ve birçok yazarın köşelerinden hareketle, son dönemde bu konuda önemli adımlar atıldığını düşünüyorum).

Talep iletildikten sonra da bunu başarabilecek teknik donanım, alet, edevat yani alt yapı gerekir. Bunlar da yetmez, bu işi yapmak için gerekli irade ve karar gerekir. Tüm bunlar sağlandığında işin yapılması konusundaki talep arza dönüşebilir. Bugüne kadar birçok meslektaşımızdan, “Ben otuz yıldır bekliyorum, bir şey olacağı yok” serzenişini duyduk. Ama yine tekrarlıyorum, uygun şartlar sağlanmadığı sürece ürün çıkması mümkün değil. Bugün artık bunların çoğunun mümkün olduğu görülüyor. Sorunlarımızın farkında bir Meclis, Bakanlık ve kamuoyu var. Ülkede mali yönden bir güç ve yapabilme gücü de mevcut. Bunların gerçekleşmesi konusunda sık sık ümit verici söylemlerle de karşılaşmamız bu konuda beklentilerimizi artırıyor.

Geçtiğimiz hafta sosyal medyadaki sayfasından dış güvenlik düzenlemesinin rafa kalktığını ve personelin özlük haklarıyla ilgili başka birtakım çalışmaların yapılacağını açıklayan ve Antalya’da düzenlenen Ceza ve Tevkifevleri (CTE) Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü DEPAR Projesinin

‘Müdahale Programları İçin Yaygınlaştırma Eğitimi’ açılış töreninde; “Net bir şekilde ifade etmek isterim ki CİK çalışan personelimizin hepsi büyük bir özveri ve fedakarlıkla görevlerini yerine getiriyorlar. Belki medya, belki toplum burada çalışma yapanların, yaptıkları fedakarlığın, yaptıkları büyük vazifenin ve yaptıkları iyi şeylerin yeterince farkında olmayabilirler. Ama biz Bakanlık olarak sizlerin ne kadar büyük bir iş yaptığınızın farkındayız. O nedenle önümüzdeki dönemde CİK ilgili yeni bir yasal düzenlemeyi Bakanlar Kurulu’na oradan da TBMM’ne sevk etmeyi planlıyoruz” şeklinde konuşan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın bu açıklamaları her şeye rağmen ümit verici…

“Yıllardır ötelenen hakları konusunda hak ve adalet peşinde koşarken görevleri esnasında da hak ve adaleti elden bırakmayan  cezaevi çalışanları, yaptıkları görevin kamu düzeni ve Devletin bekası açısından sahip olduğu önemin farkında olarak özveriyle mesaisine devam ederken, Hak ve Adalet kapsamında düşünülen özlük hakları ve mali düzenlemeleri içine alan yasa tasarısını da beklemeye devam ediyor.”

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OKURYAZAR OLMAK İSTİYORUM

    02 Mart 2017 Köşe Yazıları

    Okumazsak, fakirler(!) canımıza okuyacak. - Göreviniz/mesleğiniz nedir? - Öğretmenim... - Hangi okuldasınız hocam? - Okulda değil, ceza infaz kurumunda öğretmenim. - Nasıl yani? Mahkumlara okuma-yazma mı öğretiyorsunuz? Bütün tanışmalar bu diyologlar ile başlayıp bu minvalde devam ediyor. Bu diyologların arkasından şu monolog geliyor: - Okuma ve yazma öğretmek değil, okumayı ve yazmayı öğrenmek; "okuryazar" olmak istiyorum. Ama benim "okuryazar"lıktan kastım adını soyadını yazabilmek değil tabi ki... Yazmak, bir merak işidir. Kalemini...
  • HAK VE ADALET PEŞİNDE

    26 Şubat 2017 Ceza İnfaz Personeli, Cezaevi Haberleri, Diğer Haberler, İnfaz ve Koruma Memurları, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Manşet

    Daha önce birçok yazımızda, özellikle vardiyalı çalışılan meslek gruplarında karşılaşılan sağlık sorunlarını dile getirmiştik. Uzun süre gece vardiyasında çalışan kişilerde stresten kaynaklı kalp ve damar rahatsızlıkları, romatizma, siyatik, uyku bozuklukları gibi çok sayıda hastalığın görüldüğü çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 2004 yılında başlatılan ve 2010 yılında tamamlanan bir akademik araştırmada, polisin gece saat 22.00 ile 03.00 arasında uyumadığı için; bu saatle salgılandığı belirtilen, s...
  • İLK ÇAĞLARDA CEZAEVİ -3

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslamiyet Öncesinde Cezaevleri. Kur'an ayetlerinden de anlaşıldığı kadarı ile eski medeniyetlerde hapishanelerin, yerleşik sisteme geçmiş, belirli ölçüde gelişmiş bir hukuk sistemine sahip bölgelerde var olduğunu söylememiz mümkündür. Ancak bu hapishanelerin, suçluyu cezalandırma ve topluma kazandırma işlevinin dışında cezası kesinleşip, infaz gerçekleştirilene kadar, suçlunun bekletildiği mekânlar olduğu anlaşılmaktadır. Eski ve Yeni Ahitte geçen hapishane anlatımı ile Kuran’daki anlatım birbiri ile örtüşmektedir. Hz. Yusuf ve Musa'nın haps...
  • İSLAM İNSAN VE BİLİM

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslam ve İnsan   Birkaç asırdır Müslümanların bilimde biraz geri kalmışlığı beraberinde İslam ve bilim tartışmalarını ortaya atılmasına neden olmuş, bazı art niyetli kişiler tarafından Müslümanlar gerici, yobaz olarak lanse edilerek bunun sebebinin İslam olduğu söyleme cüreti  göstermiştir.  Oysa hakikat hiçte öyle değildir. Müslümanların insanlığa yaptıkları hizmetleri anlatan  ciltlerce kitap vardır. Ancak bu yapılanlar dönem dönem büyük sansürlere uğramış yada batılılar  tarafından çalınarak kendi isimleriyle kendileri tarafından üretilmiş...