logo

reklam

KURUMSAL BAŞARI VE MEDYANIN ROLÜ 


Celil ÇULHA
zamanintanigiyim@gmail.com

Geçenlerde şahit olduğum olaylardan yola çıkarak aklıma gelenleri sizlerle paylaşmak istedim.

İnfaz koruma memurları içini dökmeyi, dertlerini anlatmayı sever. Nasıl sevmesin? Sabahtan akşama, akşamdan sabaha insanların derdine bir nebze de olsa derman olmaya çalışan insan, nasıl olsa içini dökecek. Yakınmalar, sitemler bol olsa da bunlar çalışma azmini ve başarıyı gölgeleyemez tabi ki.

Çalışma koşullarının zor olması, muhatap olunan kişilerin dezavantajlı gruplar ve kişiler olmaları, doğal olarak bu kurumlarda çalışanları da olumsuz etkiliyor. Belki de birçok meslek sahibi “Bizim işimiz de zor.” diyecek ama ceza infaz kurumlarında görev yapmanın zorluğu fiziki zorlukların çok daha ötesinde, psikolojik ve ruhsal bir zorluğu barındırıyor. Bunları detaylı olarak anlatmaya gerek yok. Her insan az çok bu durumu biliyor ya da tahmin ediyor. “Cezaevi” ve ”mahkûm“ kelimesinin geçmesi bile karşıdaki insanı etkileyebiliyorsa demek ki ceza infaz kurumlarında zor ve hassas bir iş yapıldığı gerçeğini tartışmaya gerek yok.

Toplumun ve toplumu meydana getiren bireylerin tahmin edemediği, daha doğrusu şahit olmakta zorlandığı için bilgi sahibi olmadığı bir hususa değineceğim. Peki, bu zor ve hassas görevde büyük pay sahibi olan ve adeta destansı bir romanın ana kahramanları olan infaz koruma memurlarının gayretleri ve başarıları neden bilinmiyor?
Zor şartlarda çalışmayı, sosyal, ekonomik ve psikolojik olarak zorda olmayı, bedenen yorulmayı bir kenara bırakalım. Her insanda var olan bir duygu vardır; takdir edilme duygusu. Başarılı olan insan takdir edilmek, önemsenmek ister değil mi? Bu, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi olarak hepimize öğretilmedi mi? Belki de infaz koruma memurlarını en çok yıpratan, onları en çok üzen, motivasyonunu zedeleyen en önemli unsur da takdir edilmeme, başarılar ile gündeme gelmeme, önemsenmeme duygusu olsa gerektir.

Geçenlerde bir itfaiye çavuşu ile birlikteydim. Bilgisayarda dikkatlice bir şeylere baktığını görünce neye baktığını sordum. Bir videoyu açmaya çalışıyordu. Celil Bey dedi, bu bir haber ve haberde bir itfaiye çavuşunun ve kurum olarak da bizim başarımızdan bahsediliyor. Birlikte izledik. Evet, intihar etmeye çalışan bir Suriyeli vatandaşı itfaiye çavuşu tehlikeli ve ani bir manevra ile kurtarıyordu. “İşte bu benim…” dedi sonra. Haberlerde bireysel başarı ve kurum başarısı detaylıca anlatılmıştı. Çavuş gururlandı. Doğrusu ben de gururlandım. Hak edeni tebrik etmek gerekmez mi?

Bir gün iş icabı bir okuldaydık. Okul bahçesinde bir etkinlik gözüme çarptı. İlkokul 3-4. sınıf öğrencilerinin bulunduğu bir stant ve standın başında bir öğretmen… Sonra yaklaştım ve sordum. “Nedir hocam bu heyecan?” Öğretmen gururla anlatmaya başladı. Bu küçük öğrencilerin ne kadar büyük işler başardığından, yaptıkları ürünleri kermeslerde satıp maddi-manevi onlara destek olunduğundan bahsederken basın mensupları geldi. Heyecan giderek artmıştı. Öğrenciler ve öğretmenleri ile röportajlar yapıldı. Sonra okul müdürü gelerek başarıda payı olan öğretmene plaket vererek onu ödüllendirdi.

Söz konusu öğretmen emeğinin karşılığını almanın gururunu yaşarken yine mesleğim aklıma gelmişti.  Şimdi dedim, şimdi belki de birçok ceza infaz kurumunda neler neler yaşanıyordur? Kapalı kapılar ardındaki başarıların haddi hesabı yoktur ama bunları anlatmak için imkânlar o kadar sınırlı ki. Basına kapalı olmak, hayata kapalı olmak anlamına gelmiyor biliyoruz ama artık medyanın bizle ilgili saçma sapan haberlerini duymaktan da bıktık. Başarıların anlatıldığı, başaranların takdir edildiği durumları görmek bile heyecanlanmaya yetiyordu aslında. İnfaz koruma memurlarının başarılarının anlatılması, bunların ulusal basına servisi, bireysel ve kurumsal imajımızı ortaya çıkaracak her türlü haber, fotoğraf, bilgi ve belgeye ihtiyacımız var.

Takdir edilmek de bir ihtiyaçtır ve belki de verimliliği artırıcı en önemli unsurdur. Bu sebeple sürekli olumsuzluklar ile anılan infaz ve koruma memurlarına sahip çıkılmalı. Kurum müdürleri personelini tebrik ve takdir etmeli, sorunlarını, taleplerini dinlemeli. Genel Müdürlüğümüzün bu yöndeki samimi gayretleri, en ücra köşedeki infaz koruma memuruna bile yansımalı. Bakanlığımız, aslı astarı olmayan haberleri yalanlamalı ve başarılarla dolu ceza infaz kurumlarını ve bu başarıların sahibi personelini takdir ederek moral aşılamalı.

Sözün kısası, toplumun şahit olamadığı gerçekçi başarılar, kapalı kapılar ardında gizli kalmamalı. Sahipsiziz demiyorum, yanlış anlaşılmasın ama gerçeklerin görülmesindeki medyatik engellerden dolayı sahipsizlik hissini yaşayan bu personele her anlamda destek verilmeli. Bu bile fedakâr çalışanlarımıza yetecektir.

Ayrıca başarıyı yansıtmada önemli rolü olan başta Genel Müdürlüğümüz sitesi, derneğimiz CİPDER  ve Paylaşım Dergisi veDuyarlı Kapı haber sitesi olmak üzere bütün medya organlarımıza ve sosyal medya hesapları ile kurumsal temsil ve imaja katkısı olan tüm meslektaşlarıma teşekkür etmek gerekiyor.

Kendimizi anlatabilmemiz, kendimize verdiğimiz değerdir aslında…

Saygılarımla.

Celil ÇULHA

Etiketler: » » » » » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

#

KURUMSAL BAŞARI VE MEDYANIN ROLÜ ” için 2 Yorum

  1. ccc : diyor ki:

    bir eğitim esnasında ödül ceza bahsini anlatan müdüre sormuştum “hiç ödül verdiniz mi ” diye. çok düşündü ama hatırlayamadı dersi verdiği cezalardan örnekler anlatarak devam ettirmek niyetindeydi ki yine sordum “intiharı engellemek ödül gerektirmez mi?” “ne var onda her gün oluyor” dedi. ki o sırada yanımda oturan arkadaşım söz konusu müdürün personeliydi ve bir ay önce bir mahkumu askıdan almıştı. ama ödüle gerek yokmuş. bari ayın personeli seçseydi lakin olmaz idarede çalışanlar varken vadiyacı seçilir mi? benimki de laf…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OKURYAZAR OLMAK İSTİYORUM

    02 Mart 2017 Köşe Yazıları

    Okumazsak, fakirler(!) canımıza okuyacak. - Göreviniz/mesleğiniz nedir? - Öğretmenim... - Hangi okuldasınız hocam? - Okulda değil, ceza infaz kurumunda öğretmenim. - Nasıl yani? Mahkumlara okuma-yazma mı öğretiyorsunuz? Bütün tanışmalar bu diyologlar ile başlayıp bu minvalde devam ediyor. Bu diyologların arkasından şu monolog geliyor: - Okuma ve yazma öğretmek değil, okumayı ve yazmayı öğrenmek; "okuryazar" olmak istiyorum. Ama benim "okuryazar"lıktan kastım adını soyadını yazabilmek değil tabi ki... Yazmak, bir merak işidir. Kalemini...
  • HAK VE ADALET PEŞİNDE

    26 Şubat 2017 Ceza İnfaz Personeli, Cezaevi Haberleri, Diğer Haberler, İnfaz ve Koruma Memurları, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Manşet

    Daha önce birçok yazımızda, özellikle vardiyalı çalışılan meslek gruplarında karşılaşılan sağlık sorunlarını dile getirmiştik. Uzun süre gece vardiyasında çalışan kişilerde stresten kaynaklı kalp ve damar rahatsızlıkları, romatizma, siyatik, uyku bozuklukları gibi çok sayıda hastalığın görüldüğü çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 2004 yılında başlatılan ve 2010 yılında tamamlanan bir akademik araştırmada, polisin gece saat 22.00 ile 03.00 arasında uyumadığı için; bu saatle salgılandığı belirtilen, s...
  • İLK ÇAĞLARDA CEZAEVİ -3

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslamiyet Öncesinde Cezaevleri. Kur'an ayetlerinden de anlaşıldığı kadarı ile eski medeniyetlerde hapishanelerin, yerleşik sisteme geçmiş, belirli ölçüde gelişmiş bir hukuk sistemine sahip bölgelerde var olduğunu söylememiz mümkündür. Ancak bu hapishanelerin, suçluyu cezalandırma ve topluma kazandırma işlevinin dışında cezası kesinleşip, infaz gerçekleştirilene kadar, suçlunun bekletildiği mekânlar olduğu anlaşılmaktadır. Eski ve Yeni Ahitte geçen hapishane anlatımı ile Kuran’daki anlatım birbiri ile örtüşmektedir. Hz. Yusuf ve Musa'nın haps...
  • İSLAM İNSAN VE BİLİM

    05 Şubat 2017 Köşe Yazıları

    İslam ve İnsan   Birkaç asırdır Müslümanların bilimde biraz geri kalmışlığı beraberinde İslam ve bilim tartışmalarını ortaya atılmasına neden olmuş, bazı art niyetli kişiler tarafından Müslümanlar gerici, yobaz olarak lanse edilerek bunun sebebinin İslam olduğu söyleme cüreti  göstermiştir.  Oysa hakikat hiçte öyle değildir. Müslümanların insanlığa yaptıkları hizmetleri anlatan  ciltlerce kitap vardır. Ancak bu yapılanlar dönem dönem büyük sansürlere uğramış yada batılılar  tarafından çalınarak kendi isimleriyle kendileri tarafından üretilmiş...